Saygısızlık yapmamak adına tamamlamayı çok istedim, emek var sonuçta diye ama; yarıladım zorlayarak yok gitmiyor, hayatımda okuduğum en saçma kitaptı ilerleyemedim.
Yazarın ilk kez kitabını okuyorum.
Kalemi anlaşılır, yalın ve sade.
İlk başladığımda ne çıkabilir deyip klasik bir hikaye düşündüm. İlk Emin karakterini ele aldığında katıla katıla kahkahalarla güldüm lakin sonrası içimde bir yerlere dokundu.
Birbirlerini sevmeyen, ama yapmak zorunluluklarıymış gibi mecburi görüşmeler, sevgisiz evlilikler ve evlatlarına sevgi göstermeyen ya da gösteremeyen desek daha doğru tanım olur bir anne ve baba.
Sırlarla dolu yaşamlar, görünen şeylerin aslında görüldüğü gibi olmadığı.
Bazı cümlelerde hüzünlendim, bazı cümlelerde ağladım.
Kahkahalarla başladığım kitabı hüzünle kapattım.
Gündelik hayattan bildiğimiz o tanıdık duygularla okudum kitabı.
Dili çok hafif, çok yerinde, tekrar yok, akış içine çekiyor seni.
Hüma’ nın günlüğünü okurken Zeynep’in çekildiği gibi çekti kitap içine içine.
Bir de Derviş dedimiz vardı konuştukça insanın kalbini pamuklaştıran
muhabbetleri içinizde huşu oluşturan.
Güzeldi kaleminize sağlık Funda Uçuk Er
Kalbim yumuşacık oldu kitabı daha ilk elime aldığımda
Çocuk Mustafa’dan başlayarak Mustafa Kemal Atatürk olan kadar ki yaşam yolculuğu, eğitimi, ailesi, aşkları, idealleri, hayalleri, savaşları, rejimi ile baştan sona hasta yatağında, son günlerini bir film şeridi gibi gözlerinin önüne getiren yaşamını kaleme almış sevgili Ayşe Kulin.
İçime sindire sindire, çok keyifle okudum.
Özellikle manevi çocukları ve kadınların toplumdaki yeri ve haklarını okudukça gözyaşlarım kirpiğimin ucunda titreşti.
Yine bir kez daha minnet duydum.
Teşekkür ederim Atam huzurla uyu
Kalemine sağlık Ayşe Kulin.
Alman bir profesörün İran’a yaptığı yolculukla ve yolunu kaybetmesi üzerine, çok sonradan İran’a giden bir gazetecinin profesörün günlüğünü bulup okumasıyla başlayan bir eser.
Daha öncesinde farklı bir yazardan roman olarak okuduğum Hallacı Mansur bu eserde biyografi roman olarak kaleme alınmış.
özellikle sonlarına doğru yine çok etkilendiğim bir kitap oldu.
Maalesef ki hangi dönemde olursak olalım insanları düşündüren herkesi yok eden bir sistem ile karşılaşıyoruz.
“Yok etmek isterken daha çok var etmek.”
Veda ederken yaptığı konuşma “ben sizin taptıklarınıza tapmam, benim taptığıma da sizler tapmazsınız. Ben de sizin taptığınıza yapacak değilim” yine derinden etkiledi.