Hasan Sabbah ve Alamut TerörüYaşar Şahin Anıl

·
Okunma
·
Beğeni
·
966
Gösterim
Adı:
Hasan Sabbah ve Alamut Terörü
Baskı tarihi:
Ağustos 2013
Sayfa sayısı:
352
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055143497
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Panama Yayıncılık
Tarihin bütün dönemlerinde siyasal ve toplumsal zorbalıklar gizlilik ve anti-demokratik yöntemlerden kaynak almışlardı. İnsanın doğasında var olan yaşam karşıtı ve sevgiye zıt güdüler ise sanal bir gelecekte gerçekleşecek mutluluk imgeleriyle beslenirler. Nitekim insan yaşamını karartan her türlü yönetim biçimi, bu eğilimleri yüceltmekle kendi geleceğini güvence altına almayı denemiştir.

İşte bunun içindir ki; gizlilik ile devlet otoritesinin yetkin bir birleşimi durumunda olan Hasan Sabbah yönetimi; bağnazlığın olduğu kadar zorbalığın da en katı örneklerinden birini oluşturmuştu. Bunun giderek vahşi bir teröre ulaşması ise önlenemezdi.

Alamut Kalesi'nin en göz alıcı kulesinde, kendisine ayrılmış görkemli konutunda, müritlerinin tapınışları içinde yaşayan Hasan Sabbah; basit bir maceracı değildi. Kurduğu örgüt, yürüttüğü eylemler ile bilgi ve eğitim düzeyi hakkında bize gelen haberler, onun deha sahibi bir kimse olduğuna tanıklık etmektedir. Ancak şimdi, kendisinde her şeye gücü yeten bir tanrısallığın otorite ve varlığını duyumsamış olup olmadığını bilebilecek durumda değiliz. Eğer o da müritleri gibi kendisinin tanrısallığına inanmışsa, kuşkusuz ki büyük bir yanılsama içinde bulunuyordu. Eğer bu inanca gülüp geçmiş ise, o zaman da düşünce ve eylemlerinin ancak ahlak açısından değerlendirilmesi gerekeceği tartışılamaz.

İncelenen bütün bu olguların tarihte bıraktığı izlenim ise; Horatius'un ünlü mısralarında yinelenen; "Bir yanılgının başka bir yanılgıyla düzeltilemeyeceği" gerçeğidir: "İn vitim ducit cumpae fuga."
(Tanıtım Bülteninden)
Gerçekten bu kitapla tanışana kadar Aleviliğin tam geçmişini bilmiyordum hatta bu serilerden sonra edindiğim bilgiyi , cevremdeki Alevi dostlarımla paylaştığım da da gördüm ki ..onların dahi 7 imamcılarla 12 imamcilarin ayrımının bile farkında değil , inanıyor ama tam bilmiyorlar bile ..
Terörün tanımıyla başlayan kitap mezhepler tarihini ve yaşanan olayları ele alıyor. Şiilik, İsmaililik, Haşhaşiler gibi... Uzunca bir girişin ardından Hasan Sabbah ve Selçuklulara kadar kitabın yarısına gelmiş oluyorsunuz. Eğer İslam Tarihini hiç başka kaynaklardan okumadıysanız pirenin nasıl deve yapıldığını bu kitapta görebilirsiniz, şuan ki ortadoğu emsal olarak gözlerinizin önüne gelebilir ve belkide daha fazlası. Yazar hakkında çok bilgim yok fakat bazı beklentiler içinde yazıldığını düşünüyorum, tek kaynak olarak asla kullanılmaması gereken bir kitap. Ama her kitap insanlığa yazılır faydalanmayı bilene tabi yinede tavsiye ederim.
- spoiler -
Malumunuz Alamut terörünü bitiren kişi Hulagu Han. Kimine göre tam bir zalim, kimine göre Türklüğün amansız savunucusu. Tarihte ki şahsiyetlerden en çok merak ettiğim isim . Bu kitabı da o yüzden aldım. Ama kitap felsefi bir bakış açısıyla ele almış yazar ve asıl konu olan alamut kalesi ve yaptıkları son sayfalara sıkışmış. Hulagu han tek bir satırda geçiyor . Müslümanlık ve mezhepçilik tarihi olmalıydı kitabın adı . bu açıdan bakarsanız güzel bir anlatım
Hz. Ebubekir ve ondan sonra hilâfet makamına getirilen Hz. Ömer; İslam devletini büyük bir ustalıkla yönetip, İslamiyet'i yayma görevini başarıyla yerine getirdiler. Ama bu arada, kendi yönetim ve örgütlerini kurumlaştırıp bu yönetime olabilecek her türlü muhalefet hareketini daha kaynağında kurutabilmek için her türlü önlemi almayı da ihmal etmemişlerdi. Doğal olarak bu arada, kendilerine en büyük rakip olarak gördükleri Hz. Ali ve taraftarlarının güçlenmesini önlemek için de büyük bir çaba gösterdiler.
...
Hz. Ali'nin yüceltilip kutlandığı hadisler unutturulmaya çalışıldı. Böylece iktidar yanlısı birtakım hadislerin uydurulmasına yol açılırken, geleceğin zorba Emevi saltanatına, bilmeyerek de olsa, elverişli bir ortam hazırlandı.
İslam tarihinde XI. yüzyıl, iktidarı ele geçirmek için yapılan acımasız uğraşılar ve toplumsal sancıların egemen bulunduğu bir zaman dilimi olmuştu.
Hasan Sabbah'ın önderliğini yaptığı, bu tarikatın isimlerinden biri olan "Haşşaşin" adı; sonraki yüzyıllarda, Avrupa'da "Suikastçiler" anlamına gelen "Assasins" kelimesinin türediği kök sözcüğü oluşturdu.
Ama İslam'ın Asr-ı Saadet'teki o katıksız ve devrimsel uygulamalarındaki esas duraklama Halife Osman zamanında başladı. Salt kabilecilik zihniyetiyle; devletin önemli makamlarına akrabalarını ve İslamiyet'in kuruluşunda Peygamber'e karşı çıkan Ümeyyeoğulları sülalesinden kimseleri getirdiği gibi onların halkı ve diğer kabileleri soyarak eziyet etmesine de göz yumdu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hasan Sabbah ve Alamut Terörü
Baskı tarihi:
Ağustos 2013
Sayfa sayısı:
352
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055143497
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Panama Yayıncılık
Tarihin bütün dönemlerinde siyasal ve toplumsal zorbalıklar gizlilik ve anti-demokratik yöntemlerden kaynak almışlardı. İnsanın doğasında var olan yaşam karşıtı ve sevgiye zıt güdüler ise sanal bir gelecekte gerçekleşecek mutluluk imgeleriyle beslenirler. Nitekim insan yaşamını karartan her türlü yönetim biçimi, bu eğilimleri yüceltmekle kendi geleceğini güvence altına almayı denemiştir.

İşte bunun içindir ki; gizlilik ile devlet otoritesinin yetkin bir birleşimi durumunda olan Hasan Sabbah yönetimi; bağnazlığın olduğu kadar zorbalığın da en katı örneklerinden birini oluşturmuştu. Bunun giderek vahşi bir teröre ulaşması ise önlenemezdi.

Alamut Kalesi'nin en göz alıcı kulesinde, kendisine ayrılmış görkemli konutunda, müritlerinin tapınışları içinde yaşayan Hasan Sabbah; basit bir maceracı değildi. Kurduğu örgüt, yürüttüğü eylemler ile bilgi ve eğitim düzeyi hakkında bize gelen haberler, onun deha sahibi bir kimse olduğuna tanıklık etmektedir. Ancak şimdi, kendisinde her şeye gücü yeten bir tanrısallığın otorite ve varlığını duyumsamış olup olmadığını bilebilecek durumda değiliz. Eğer o da müritleri gibi kendisinin tanrısallığına inanmışsa, kuşkusuz ki büyük bir yanılsama içinde bulunuyordu. Eğer bu inanca gülüp geçmiş ise, o zaman da düşünce ve eylemlerinin ancak ahlak açısından değerlendirilmesi gerekeceği tartışılamaz.

İncelenen bütün bu olguların tarihte bıraktığı izlenim ise; Horatius'un ünlü mısralarında yinelenen; "Bir yanılgının başka bir yanılgıyla düzeltilemeyeceği" gerçeğidir: "İn vitim ducit cumpae fuga."
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 25 okur

  • Recai Yıldırım
  • Sedef Tuncer
  • Bahtiyar Kara
  • Salim Ender
  • VELASCO
  • Olcay Toğrul
  • Buket TIMAÇ SAYAR
  • Beytullah Duman
  • Anıl Aslan
  • Can Akgunduz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%10 (1)
9
%10 (1)
8
%0
7
%40 (4)
6
%10 (1)
5
%20 (2)
4
%10 (1)
3
%0
2
%0
1
%0