O adama kızgındım, o adama kırgındım, yeri geldiğinde o adamı bir güzel dövmek ve hatta yüzüne bile bakmamak istiyordum. Fakat sonra böyle gülümsüyordu, ne kadar soğuk olursa olsun, onunla ısınabileceğim bir anın olabileceğine inanıyordum.
Eğer şimdi biri bana, “ Nasıl hissediyorsun?” diye sorsaydı… “Hasta gibi,” derdim. “Hasta, yorgun ve halsiz…” Fakat eğer kendime, “Nasıl hissediyorum?” diye sorsaydım sorumu cevapsız bırakırdım; verebileceğim bir cevabım yoktu. Çünkü şu an kelimelerle ifade edeceğim her şey yalan olurdu.