Bu şehirdeki her sesten bıkmaya başladım...Gördüğüm herşey gereksiz bir amaç için bırakılmış ve sonra orada unutulmuş maketler gibi geliyor...Senin içinde olmadığın her an,bir sihirbaz hilesi gibi geliyor bana...
Bütün bir şehri taşıyorum da sırtımda,bazen sensizliği taşıyamıyorum. Ayaklarım dolanıyor,dengemi de yolumu da kaybediyorum....
...Saçlarında olunca,siyah elmasları andıran siyahlar,benim kalbimde yas evi hüznünü andırıyor...Senin dudaklarıında olsa kırmızı mesala,cennetteki kiraz bahçelerini tasvir eder masallarda ama ben de ayrılık esnasında avuçlarımdan sıyrılan kör bıçağın ardında bıraktığı kan...Senin sesindeki melodi,sabaha karşı gün doğumunda denizin ilk halindeki mavi ama bendeki mavi,renklerini azgın bir fırtınadan az önceki kara bulutlara kaptırmış yorgun bir denizin çaresizliğinin rengi...
Hasan can Ç.
Sen yoksun,
Sevgin şöyle dursun da,
Sesin,selamın da yok...
Yaz bitiyor
Sonbahar esintileri bile
Esmeye başladı günbatımında.
Eylülün ayak sesleri bunlar...
Ahh canımm eylül...
Acılardan aşk damıtan eylül
ayrılıklardan şiirler yaratan eylül...
Yaprak dalından ayrılır,
Yağmur buluttan,
Renkler cümbüşlerine son verir
Bir nihavent eşliğinde ...
Sarı bir sonbahara yol alırken
Bu şehrin renkleri,
Sen çıkıp gelsen,
Sonra aşkımızla ansalar
Tüm eylülleri....
Hasan can Ç.