“Giderdim elbet,”dedim. “Giderdim dostlar! İnandığım birtakım değerler olmasaydı giderdim çoktan.Ama dehşetin dibindeyken,bütün dünya bana sırtını dönmüşken, beni hâlâ ayakta tutan şeyler var çok şükür. Bunların başında da sizler geliyorsunuz. Şu birahanede içtiğimiz fıçı biralar geliyor.Bu hain,aşağılık dünyanın gemisi batarken gururla gülümseyebilenlere ne mutlu!
Büyüdükçe arzularım küçüldü,şaşkınlıklarım küçüldü,beklentilerim küçüldü. Büyüdükçe öyle küçüldüm ki içimde taşacak bir şey kalmadı. Büyümenin bir bedeli varsa işte bu,yarım metre uzadım,yirmi kilo aldım ve dünyadan vazgeçtim.
Birlikte geçirdiğimiz o güzel günlere ne olmuştu? Benim aklım hep o günlerdeydi. Ne olmuştu o günlere? Yaşanan şeyler ne olur Çetin, nerede durur? Hatırlamaya ve belleğe ilişkin eğretilemeler beni kesmiyor.Tozlu tavan arasına girmek,eski bir sandığı açmak,sararmış bir defterin sayfalarını çevirmek filan diyorum, beni kesmiyor. Geçmişimizle bağlantı kurmanın tek yolu hatırlamak mıdır? Başka bir eylem yok mu,olamaz mı?