Üstad Anar’ı, üniversitedemizdeki bir program vesilesiyle tanıdım. Bu kitaptan çok söz ediliyordu. Aldım hemen okudum. O kadar sürükleyici bir kitap ki aynı zamanda olayın içindeki sizmişsiniz gibi hissediyorsunuz. Kitabı çok beğendim ama Tehmine’nin davranışlarının nedenini anlayamadım. Yazar bizim hayal dünyamıza bıraktı herhalde. Öyleyse Tehmine’ye biraz hak verip çokça hak vermemek arasındayım. Birini seviyorsak sözlerimiz ve davranışlarımız çelişmemeli diye düşünüyorum. Zaur’a da kızıyor insan ister istemez. Evlisin, çocukların var ama aklında hâlâ Tehmine… Kitap genel olarak çok güzel, o aşk hikayesini derinden hissediyorsun ama benim değer yargılarıma ters olduğu için eleştirdiğim çokça yönü var. Belki de 80’li yıllarda yazılmış bu eseri, günümüz şartlarıyla değerlendirmem doğru değil. Ama kimse gönlünde, aklında biri varken başka biriyle yol çizmesin. Kitabın devamı olacak olsaydı eşi Firengiz’in gözüyle de bir hikaye yazılabilirdi. Açıkçası sonlara doğru Firengiz’e üzülmeye başladım .
Öyle güzel bir kitaptı ki bir solukta bitti. Duygularımı kelimelere dökemeyeceğim kadar güzeldi. Kitabı bitirir bitirmez düşüncelere daldım, hâlâ etkisindeyim.
Sevgili Doğan hocam ve İrfan hocam, kitabın sonunda şöyle bir paragraf ile yüreğimize dokunmuş: "Elinizdeki kitapta bir araya getirdiğimiz her bir sohbeti, ülkemizin tarihine adını altın harflerle kazımış bir eğitimciye adadık. Bu kitabı okumaya zaman ayırıp emek veren okurların, bütün bu kıymetli insanların kim olduklarını, neler yaptıklarını araştırmaya da zaman ayıracaklarını ümit ediyoruz." Tüm meslekler severek yapılmalı ama 'öğretmenlik' gönül vererek olmalı. Tüm öğretmenlerin okuması gereken bir kitap. Dilerim hepimiz öğretmenlik yapmaktan ziyade her bir Can 'a dokunan öğretmenler oluruz...
"Kimse sevgimi bilmez şarkısı
Eskiden ağlatırdı beni;
Şimdi düşündürüyor." diyor Özdemir Asaf. Bu dizeyi okur okumaz şarkıyı dinledim. Şarkı sözlerinin inceliğinde bıraktım kalbimi. Ağlatmadan düşündürdü. Belki de içten içe ağlattı kim bilir...