Mithat Cemal Kuntay'ın _Üç İstanbul_ kitabında başkarakter Adnan ile Dağıstanlı Hoca (Ömer Ziyaeddin Dağıstanî) arasındaki sohbette, Dağıstanlı Hoca memleket idaresi hakkında şöyle ifadeler kullanır:
"İnkılap yaptınız diye bugün boynunuza sarılanlar, yarın boğazınıza sarılacaklar.
Hükûmet kuvvet değildir, vasıtadır. Bir memlekette asıl kuvvet, bir fikri temsil edenlerdir. Başka memleketlerde sahici fikir zümreleri var. Bizim memlekette hakiki fikir yok; bizde üç yüz seneden beri fikir diye tek şey var: Taassup!
Taassup olan yerde siz halkı fikir idare eder sanıyorsunuz. Taassubun olduğu yerde halk kafası ile değil, gözleri ile düşünür. Bu gözleri idare etmeyi bilemeyeceksiniz. Kendinize düşmanlığın en büyüğünü siz kendiniz yapacaksınız. Kalabalık karnıyla düşünür, gözüyle öğrenir, kalbiyle kızar. Avamın midesindeki yeniçeri kazanını tanımıyorsunuz. Halkın gözünü rahatsız etmemek için hiç değişmemeye mecbursunuz. Eski ceketinizi çıkaramayacak, eski evinizden çıkamayacaksınız."
Bir İttihatçının bir diğerine söylediği bu sözler, tarihin yargısı sonucunda haklıdır diye düşünüyorum. Fikir doğru bile olsa taassubun olduğu yerde fikrin öneminin kalmadığını tarih, gözlerimizin önüne eski bir paçavra gibi fırlatmıştır. Bir fikrin yaşaması için taassubun yıkılması şarttır.