Zaten hayat da bir tramvay arabası değil mi ? Bir demir hat üzerinde zayıf ve güçsüz beygirlerle sürüklendikçe sarsılan, harap ve kirli güneşlerle kavrulmuş, yağmurla çürümüş ;giren çıkan, artan eksilen yolcularını-camları titreyerek , tekerlekleri gıcırdayarak- aşağıdan yukarıya, yukarıdan aşağıya taşıyan yüklü ve bitap bir tramvay arabası ...
“İnanın bana, yaralarınız olduğunda bunları kendinize saklayın; kim olursa olsun acılarınızı açmamaya özen gösterin, meraklılar yaralı bir alageyiğe saldıran sinekler gibi gözyaşlarınızı emmek istiyorlar.”