Bense ne uzaktan bakmanın ferah fahur saadetini ne de yeterince yaklaşmanın semih ferasetini yaşayabiliyordum. Nerede duracağımı da nereye bakacağımı da bilmiyordum. Buydu işte kadim trajedim, belki esas ıstırabı da bu yüzden duyuyordum.
Çareyi kainatın sırrında değil, kendi gibi bir başka ben’in yamacında arıyor. Ufacık bir yakınlık uğruna, canını sıkacak, kalbini kıracak, kendini değişmeye zorlayıp hayatını büsbütün karartacak birilerini istiyor o zaman yanında. Gidip kanlı bir sunağa uzanıyor. İçinde yıllanmış, cefakar, vefakar ben’i, uzak bir ihtimalden fazlası olmayan şaibeli bir biz hayaline kurban etmekten çekinmiyor.