Onca ölüm için üzülmeyip de ne yapmalıydı?
Hepsi yaşamalıydılar, insanoğlu için gösterişsiz beklentilerle de bir ömür süslenebilir, mutlu olunurdu.
Ama tamamlanmamış bir hayat hangi savaşı haklılaştırırdı ki? Bu ölü sayıları yüreğinin her yanına dağılmışça, zonklayarak acıtıyordu bağrını.
Çünkü nerede olursam olayım -bir gemi güvertesinde, Paris'te bir sokak kafesinde ya da Bangkok’ta-hep aynı sırça fanusun içinde kendi ekşimiş havamda bunalıyor olacaktım.