Uyur uyanır zahid. Uyurken rüyadadır, uyanıkken rüyadır.
Uyur uyanır zahid. İyi bir rüyadır. Kötü bir rüyadır.
Rüyanın rüyasıdır. Bir rüyadan arda kalır.
Ki uyandığında rüyası olan kitap yastığının altındadır.
Hem sınanmıştır hem sınavdır.
Dışarıda, küçücük sebepler için alınan büyük kararların kılavuzluğunda muhteşem fırtınalar kopardı. Dağ laleleri. Her bahar kıyamet bir kez daha kopardı. Ne güzel! Ben? Düşünüp de eyleyememekten neredeyse taş kesilecektim. Öyle ürktüm ki kendi hareketsizliğimden elimden gelse bir daha düşünmeyecektim.
Ama yine de hep düşündüm. Yazılması gerektigi halde, yazılması için yeterli zaman kalmayan cümlelerinin telaşında kendisi için hazırlanan ziyafete daveti unutulan çocuğun hüznü vardı. Geç gelse de uzun süren bir kışı da, erken gelse de çabuk biten bir yaz'ı da sadece fark ettim.
Şaşılacak derecede bana benzeyen gölge kahraman ile karşılaştığımda gördüm ki ne kadar hoşça kal dediysem o kadar geri dönmüşüm. Kaç kez geri döndüysem o kadar da hoşça kal demişim. Eylemsizmişim. Sadece refakatçiymişim. Bir kez olsun pencerenin dışındaki dünyanın oluşlarına katılabilseymişim düşüncelerimi eyleme dökmeyi başarabilecekmişim. Oysa ben sadece içi boşaltılmış monolog cümleleri ile konuşup yangınların üzerinden karanfil tütsüsü geçirmişim. En büyük eylemim eylemsizliğim.
Hepimiz günün bir kısmında, yani uyurken deliriyoruz ve belki de aklın çemberinden, sıkıntısından kurtulan ruhumuz böylelikle dinleniyor. Biz rüyalarımızda çıldırıyoruz, deliler uyanıkken rüya görüyorlar.