Yaşamanın bir rüyadan, bir hayalden başka bir şey olmadığını düşünen ilk kişi ben değilim. Fakat bu düşünce bir gölge gibi peşimi bırakmıyor. İnsanların kuvvetleri ve yetenekleri öylesine sınırlı öylesine küçük bir alan kaplıyor ki ellerinden çok az şey geliyor. Dikkat edelim; bütün uğraşmalarımız, çabalarımız, yalnız geçimimizi sağlamak ve yaşamak için. Yani şu zavallı varlığımızı devam ettirmekten başka bir amacı olmayan ihtiyaçlarımızı karşılamak için didinip duruyoruz.
Huzurlu olduğumuz zamanlarda bile bu huzur, kadere rıza gösterişimizden ileri geliyor.
Bizler aynen zindanların duvarlarına gönül ferahlatan, güzel resimler çizen mahkumlara benziyoruz.
Seçeneğinin olduğu, farklı yollardan gidebileceği halde, düşünüp taşınarak, hiç bilmeden, hiç öğrenmek zorunda kalmadan koltuğunda oturabilmesi bana inanılmaz bir lüks gibi geliyordu.