Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. "Asıl acı kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi." Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey...
İnsanoğlu hızlı yaşantı, başarı tutkusu, doyumsuzluk, zevk ve eğlence coşkusu ile mutluluğu arama çabası verirken ne yazık ki kendini somut zevklere kapılmaktan kurtaramamakta. "Tansiyonunu bile denetleyemeyen insanın doğaya hakim olduğunu düşünmek oldukça zor. " Bunu gören kişi kendisini güçsüz, zayıf ve yetersiz hissetmekten alıkoyamadığı için şiddetle sarsılıyor. Hayatı varoluşu sorgulamaya başlıyor, ölümle yüzleşiyor. Mikroskobik canlılar onu korkutuyor.