Tralfamadore'de öğrendiğim en önemli şey şu; biri öldüğü zaman sadece ölmüş görünüyor yoksa geçmişte hala capcanlı, o sebeple insanların cenazesinde ağlanması çok aptalca. Geçmiş, bugün, gelecek bütün anlar hep var oldular ve hep var olacaklar.
Ölüme karşı elimden geldiği sürece mücadele verdim... Ölümle dans ettim, ölümü başıma tac ettim, döne döne oynaştım ölümle... Ölümü kurdelelerle süsledim, okşadım...
Zaman geçmek bilmiyordu. Biri saatlerle oynuyordu, üstelik sadece elektrikli saatlerle değil kurmalı saatlerle de. Saatimin akrebi bir atıyor, bir yıl geçiyordu, sonra bir daha atıyordu.
Elimden hiçbir şey gelmiyordu. Bir dünyalı olarak saat ve tabii takvim ne diyorsa inanmak zorundaydım.