Gençlik, baştan ayağa kuvvet, kudret ve ihtirasla silahlıdır, benlikten olgunlaşmamıştır. Onun için de geleceğini bilmediği gibi, bilmek de pek istemez. Böylece de koskoca ve meçhul bir dünya hayatı içinde günlerini fütursuz, gamsız ve keyfince, hep hoşça geçirmek, başlıca emelidir. Kendisini mesuliyetsizliğe doğru arkasından iten gençlik arzularının hep aynı hayat çizgisi içinde geçeceğini vehmeder.
Müslümanlıkta bir köşeye çekilip iyi insan olmaya çalışmak makul bir marifet değildir. Bilakis biz dünya patırtısı ve kesreti içinde şaşırmadan, gaflete düşmeden ve dünyanın geçici nimetlerine aldanmadan şuurla, akılla, insafla ve bilhassa nefsine mağlup olmadan çalışan kimselere itibar ederiz.
Şuna inanıyoruz ki fert olarak, sadece kötülüklerden kurtulmak büyük bir şey değildir. Asıl marifet hem bu saydığımız günahlardan temizlenmiş olmak, hem de kazanmış olduğu ulvi hasletleri fazilet ve insanlık aşkını, iyiliği, güzelliği, doğruluğu beşeriyete nakletmektir. Bizce iyi insan demek yalnız kendi iyi olmak değil, kendinde olan iyilikleri beşeriyetin dalaletten hakikate yönelmesi için harcayan ve kendini kütle hizmetine adayan kimsedir.
... Değil kavimleri ve büyük toplulukları, fertleri dahi idare etmenin ilk şartı, her şeyden evvel bizzat idare edicinin, zihni ve ruhi bir üslup ve değerler sistemine göre terbiye edilmiş ve seviyelenmiş olmasıdır.