İnsanlığın varoluşuna, yaşama telaşına bir parça olsun güven katmak için gökyüzünden indirilmiş, huzur ve ev gibi iki kelimenin yanyana gelmesi, nasıl olur da böyle irkiltici, soğuk bir dünyaya iter bizi.
Piyasaların hınçla dolu iniş çıkışlarına kalbimiz dayanıyor bir şekilde. Kalbimiz derken, ilk gençliğimiz, sakalımız, bir kasetin iki yüzüne de ardarda kaydedip dinlediğimiz şarkımız diyorum aslında.
İşte böyle yaşayıp gidiyoruz ve yaşamak da sana dair uzayıp giden bir özleme dönüşüyor.
But Mousie, thou art no thy lane,
Ama Farecik, yalnız değilsin
In proving foresight may be vain:
Geleceği tahmin etmenin boş olduğu konusunda
The best-laid schemes o’ mice an’ men
Fareler ve insanların en iyi düşünülmüş planları
Gang aft agley,
Genellikle boşa gider
An’ lea’e us nought but grief an’ pain,
Ve bizi ızdırap ve acıyla başbaşa bırakır
For promis’d joy!
Vaadedilen mutluluk yerine!
Still thou are blest, compared wi’ me!
Yine de sen, şanslısın bana bakılırsa
The present only toucheth thee:
Yalnızca şimdi dokunabilir sana
But och! I backward cast my e’e,
Ama ah! Benim gözlerim geriye bakar
On prospects drear!
Kederli umutlara