Hürriyet

Hürriyet
@Hurriyetozant
Yeni şarkılar bulmalıyım Yeni aşklar, yeni yollar başlatmalıyım Yoksa tarih hep yenik sayacak beni
Spoi içerir!
8/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2020 3. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 23 Kasım 2020 10:03
Bir ressam ve tüccarın diyaloğuyla başlayan kitap, tüccarın adağını gerçekleştirmek için ressamdan istediği Meryem Ana resmiyle ilahi ışıltılara bürünüyor. Kilisedeki diğer resmin kusursuzluğunu gördükten sonra günlerce umutsuz, karamsar bir şekilde deniz kenarında dolaşan, resme bir türlü başlayamayan yaşlı ressam, bir gün bir evin penceresinde gördüğü on beş yaşındaki Yahudi kızın yüzünde kaybettiği ilhamı bulur ve hızla kıza ulaşmak için babasıyla görüşmeye gider. Bu görüşmeden sonra Esther (Yahudi kız) ve ressam, resim için ressamın evinde çalışmalara başlarlar. Önceleri kızın karşısına çıkışını ve içinde uyanan ilahi ışıltıyı, kızı gerçek din olan Hristiyanlığa yöneltmeye bağlayan yaşlı ressam, zamanla bunun isabetsiz bir fikir olduğunu fark eder ve vazgeçer. Daha sonra resmin temasında bir değişiklik yapılır ve Esther'i kucağında bir bebekle resmetmeye başlar. Zamanla bebek ve Esther arasında oluşan bağ, ressamı içinde uyanan ilahi ışıltıyla karşı karşıya getirir. Bu gelişmelerle ilerleyen kitap, resmin bitmesi, kilisedeki sunağa, diğer resmin yanına yerleştirilmesi ve Esther'in resmi ziyareti sırasında, kilisenin isyancılar tarafından yakılıp yıkılmasıyla son bulur. Özellikle spoi vermek istemediğim son sahneler, kitaptaki ilahi boyutu en çarpıcı biçimde okura sunmaktadır.
1000Kitap
Hayatın MucizeleriStefan Zweig · İş Bankası Kültür Yayınları · 202219,1bin okunma
Reklam
9/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2020 11:50
Kitap, 14 Haziran 1942 ile 1 Ağustos 1944 tarihleri arasındaki zaman dilimini kapsıyor. İkinci Dünya Savaşı yıllarında Almanya'da yaşamını sürdürmekte olan Yahudi bir ailenin savaştan önce/savaş sırasında maruz kaldığı ayrımcılıklar, tepkiler, haksızlıklar ve bütün bunların onları mecbur bıraktığı bir diğer yaşam: Gizli Bölme, kitabın ana hatlarını oluşturuyor. Bütün bunları okuyucuya henüz on üç yaşındaki Anne aktarıyor. Ta ki; tarihler 4 Ağustos 1944'ü gösterdiğinde, Nazilerin Gizli Bölme baskını ve akabinde on beş yaşındaki Anne'ın Bergen-Belsen toplama kampı yolculuğu başlayana dek. Anne, hatıra defterine "Kitty" adını veriyor ve bütün duygu ve düşüncelerini, hissettiklerini, kişiliğini, savaşı, aile üyelerinin ruh hallerini ve Gizli Bölme'de onlarla yaşamakta olan Van Daanları, gelecekte yapmak istediklerini Kitty'ye anlatıyor. Savaşın insanlar üzerinde yarattığı psikoloji, kıtlık, öfke nöbetleri, bireyin yalnızlaşması ve yabancılaşması... Tüm bunlar Anne Frank'ın anlatımıyla okuyucuya sunuluyor. Savaştan sonra ailenin sağ kalan tek üyesi; baba Otto Frank, kendisine ulaştırılan hatıra defterini, kızının defterde geçen "Öldükten sonra da yaşamak istiyorum." cümlesinden hareketle kitap haline getirmeye karar veriyor. Kitabın akıcılığı, anlatımı, içeriğinin çekiciliği bir yana; bana kalırsa yarattığı etkinin kaynağı; gerçekliğidir. Belki de Anne'ın onu sıkı sıkıya hayata bağlayan umutlarına, savaştan sonra okula devam etme planlarına, kendi ayakları üstünde duran bir kadın olma idealine rağmen; bir Nazi kampında karşı karşıya kaldığı ölüm gerçekliğidir. Not: Kırdığım bir puan kitaptan değil, benim sonu kabullenemeyişim ve Anne Frank'a yakıştıramayışımdandır.
1000Kitap Gerçek Okurlar
Anne Frank'ın Hatıra DefteriAnne Frank · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20178,8bin okunma