Gökyüzü öyle yıldızlı, öyle berraktı ki, onu gören kendine sormadan edemezdi: Nasıl oluyor da böyle bir göğün altında türlü türlü suratsız, kaprisli insan yaşabiliyor?
Ama hayalperest, küle dönmüş eski hayallerinden onu tekrar harlayacak, donmuş yüreğini yepyeni bir ateşle yeniden tutuşturacak hiç değilse ufak bir kıvılcım bulmak için közleri beyhude didikler durur; tek isteği, eskiden onu sevindiren, can veren, onun kanını kaynatan, gözlerinden yaşları söküp alan ve ihtişamıyla onu aldatan ne varsa yeniden ortaya çıkarabilmektir!
Kısaca 3 Mayıs için, Türkçülük için merak etmek, araştırmak, öğrenmek ve bilmek şarttır. Öğrenilmezse, bilinmezse ne olur?
Bugünkü gibi, kendilerine "milliyetçi" dedikleri hâlde "milliyetçiliği ayaklar altına alıyorum" diyen bir şahsın peşinden giden "garip" insanlar ortaya çıkar. Milliyetçiliği din zanneden, dinin emir ve yasaklarına uymak zanneden insanlar ortaya çıkar. Milliyetçilik ile siyasi ümmetçiliği ayıramayan insanlar ortaya çıkar. Milliyetçiliği sadece "muhafaza", hem de "olduğu gibi muhafaza" olarak algılayan, milliyetçiliğin gelişmeye, geliştirmeye, ilerlemeye yönelik bir "ülkü" olduğunu unutan insanlar ortaya çıkar.