"... para hırsına teslim olan, kültürü önemsemeyen, tiyatroya, klasik müzik konserine, resim sergisine gitmeyen, kitap okumayan bu gençlerin, sanatın insana verebileceği hazlardan yoksun kalmaları yüreğimi parçalıyor."
Öyle bir kitaptı ki; başından sonuna kadar her bir cümlesinin altını çizmek istedim..
Erich Fromm ile ilk olarak 'Sevme Sanatı' kitabıyla tanışmıştım. Etkileyici ve güzel bir kitaptı ancak üzerinde durarak okumadığım için istediğim verimi alamamıştım.
Sahip Olmak ya da Olmak kitabının önsözünde Erich Fromm'un 'Zamanın Peygamberi' olarak isimlendirildiği ve tanındığı ancak yazarın buna karşı çıktığı yazıyordu. Bunu görünce ilk olarak şaşırdım, "Evet, çok büyük bir sosyolog ve psikolog ancak bu kadar da değil' dedim.
Kitabın başlamasıyla birlikte Fromm'un muhteşem düşünce dünyası, tüm gerçekleri çıplak bir şekilde gören gözleri, insan ruhuna işleyen cümleleri ve çok üst düzey bir akıl yapısı ile karşılaştım.
Endüstri devriminin insanları nasıl benliklerinden uzaklaştırdığını, kendisine ve doğaya yabancı bir hale getirdiğini, yalnızca ve yalnızca 'sahip olmak' üzerine kurguladığını ve bu sahip olmaktan kaynaklanan birtakım korkuların insanın özgürlüğünü yok ettiğini anlatıyordu.
Erich Fromm'a göre insan, 'Olmak' ve 'Sahip Olmak' üzerine iki tür yapı içerisinde bulunabilir. İnsanlar günümüzde her şeye sahip olmak isterler, bu istekleri hiçbir şekilde azalmaz ve sürekli artar, gerekli doyuma ve mutluluğa bu şekilde ulaşamazlar, ancak birçoğu bunun bilincinde değildir, sahip oldukları şeylerin ellerinden gitmesi korkusuyla yaşarlar, kendilerinden daha fazla şeye sahip olanlara kıskançlık duyarken, kendilerinden daha az şeye sahip olanlara ise rakip gözüyle bakarlar. Bu 'Sahip Olmak' isteği ve sahip olduklarını yitirme endişesi; insanın kendisini sınırlamasına, sınırları aşma cesaretini gösterememesine ve özgürlüğünü kısıtlamasına neden olur.
Bir otomobile sahip olma örneğini veriyor Erich Fromm... Otomobile sahip olmanın insan için neden günümüzde bu kadar önemli