Ne zaman bir Doğan Cüceloğlu kitabı okusam, kendimi fazlasıyla iyi hissediyorum. Onun hayata, insanlara, olaylara, doğaya ve varlık alemine bakış açısı benim de birçok şeye bakış açımı değiştiriyor. Kendime olan özlemimi hatırlıyorum, hayata farklı açılardan yaklaşmaya başlıyorum, yanlışlarımın farkına varıyorum, hatalarımı düzeltmek için bir irade göstermeye çalışıyorum.
Bu kitap da tam böyle oldu. Hoca iletişim konusunu ele alıyor tüm yönleriyle. Üstün Dökmen'in muhteşem şiiriyle başlıyor kitaba. Zaten şiiri okur okumaz şöyle bir silkeleniyorsunuz. Bir farklılık hissediyorsunuz ruhunuzda.
Sözlü iletişim ile sözsüz iletişim arasındaki farkı öğreniyorsunuz daha sonra. Düşünce ve fikirlerimizi sözlü, duygularımızı ise sözsüz iletişimle ifade ettiğimizi söylüyor Hoca. Dokunmanın önemine değiniyor. Bazen omuzuna dokunan bir elin, saatlerce süren konuşmadan daha etkili olabileceğine dikkat çekiyor.
İletişimin tüm yönlerini detaylarıyla açıklıyor, verdiği örneklerle konuyu güzelleştiriyor, birtakım alıştırmalarla insanın bazı şeyleri görmesine neden oluyor.
Günlük hayatta karşı karşıya kaldığım birçok iletişim unsuruyla karşılaştım bu kitapta. Mesela 7. bölüm olan "İşitmek ve Dinlemek" kısmını okurken, insanları gerçekten dinlemediğimi ve dinlemenin halbuki ne kadar önemli bir şey olduğunu fark ettim. Etkili ve aktif bir dinlemenin; karşındaki kişi için birçok tavsiyeden, öğütten ya da gereksiz cümlelerden daha önemli olduğunu öğrendim.
Kitabın her bir bölümü çok önemli ama en çok 'Savunucu İletişim' ve 'Sürtüşme ve Çatışmalar' bölümleri etkiledi beni.
Kitap hakkında konuşulacak çok şey olduğu gibi, ders çıkartılacak da muhteşem konular var. İnsanlarla sağlıklı, verimli, faydalı, olumlu ve güzel bir iletişim kurmak istiyorsak bu kitap bizim için çok değerli bir yol