Neyin doğru olduğunu bilmek ve yapmamak korkaklıktır derler. Cesaret hem büyük hem de küçük cesaret gerektirir. Dolayısıyla insanlık için üç kritik unsur BİLGELİK, ERDEM ve CESARETtir.
Ölümle bir arada yaşayanlar için bir çiçeğin gülümsemesi, ölüm-yaşam meselesinden daha çok yüreklerine işler. Şimdi bizler, tabiri caizse, hafif çiçek kokularına kapılıp ne olduğunu bilmediğimiz büyük bir gemiye bindirildik ve kendimizi onun göklerdeki rotasının insafına bırakarak ilerliyoruz. Bu sözde İlahi İrade gemisinin nasıl bir adaya ulaşacağını ben de bilmiyorum; ama bu yolculuğa inanmak zorundayız. Ölmenin ya da yaşamanın, bir insanın mutluluğunu ya da üzüntüsünü belirleyen kilit nokta olmadığını anlamaya başladım. Ölüler tamamlanmış bir halde ve yaşayanlarsa ellerini birleştirmiş, yelken açmak üzere geminin güvertesinde duruyor. Gemi iskeleden ayrılıyor.
"Aslında bu özgür düşünce denilen şeyin esas hali isyan ruhudur. Buna yıkım düşüncesi de denilebilir. Sadece baskının ve kısıtlamaların kaldırılması ile beraber ilk kez filizlenen bir düşünce değil, baskıları ve kısıtlamalara verilen tepkiler ile birlikte ortaya çıkan ve özünde mücadele olan düşüncedir"