Zemheri

Zemheri
KOLTUK DEĞNEKLİ PRENSES... Kendim, kendim ve yine kendim varım... Soran olursa boş vermişlik sendromuna yakalandı, iyi olunca sizi umursamaya başlar dersiniz..
Bitsin bu çile!
Puan vermedi·309 syf.·
2026 1. kitabı
Neyi bir ömür yanınızda taşımak istediğiniz, kalbinizi kimlere emanet edeceğiniz tamamen size kalmış. Kendinize neyi reva gördüğünüz de öyle. Eserin en sevdiğim alıntıları kısmından kendine en ön sıralarda yer bulmuş bir sözcükler kervanı. Şimdi de eserin bende yarattığı düşünceler kısmına geçelim. Unutmak denen olay bazen bir ihtiyaç, bazen istemsiz gerçekleşen bir olgu, fakat her halükarda insan hayatında var olan ve sanırım hayatımızın sonuna kadar var olacak, insani özelliklerinden sadece bir tanesi. Bize çok acı veren, canımızı yakan şeyleri unutmayı hepimiz isteriz fakat yaşadıklarımızı unutmak mümkün mü gerçekten? Nermin Yıldırım, Unutma Dersleri eserinde bu konuya yaşanmış bir hikayeden yola çıkarak değiniyor. Unutmanın ya da daha ılımlı bir ifadeyle kurtulmak istediğimiz durumlara alışmanın mümkün olduğunu MİM merkezi odaklı anlatıyor. Yani mazi imha merkezi. Bir soru daha, geçmiş denen dönem imha edilebilir mi, ondan kurtulmak mümkün mü, veya bir patlayıcı gibi infilak ettirilip imha edilebilir mi? Her hikayenin bir kahramanı olduğu gibi kendi hayataımızın da kahramanı biziz çoğu zaman, kontrol edemediğimiz olaylar silsilesinin yanında kontrol edebildiğimiz olaylar da yok değildir ya da en azından yönlendirebildiğimiz. Hal böyleyken kendimizle geleceğe neleri taşınacağımız, neleri geçmişte bırakacağımız biraz bizim elimizdedir. Hadi bakalım, neyi unutup neyi heybemize koyacağımıza karar verelim hep birlikte. Unutma Dersleri'den yüksek bir puan alıp sınıf birincisi olamasak da iyi bir dereceyle geçebildiğimiz bir dersimiz olsun. Bu arada Unutma Dersleri demişken, eserin yalın, anlaşılır, akıcı diline ve sürükleyici iç yapısına değinmeden de edemeyeceğim. Okuyacak olan kitap severlere şimdiden iyi okumalar dilerim. Sağlıkla, huzurla ve kitaplarla kalın...
Unutma DersleriNermin Yıldırım · Hep Kitap Yayınları · 20205,4bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·221 syf.·
2025 12. kitabı
Ankara doğumlu psikiyatrist ve yazar Gülseren Budayıcıoğlu sahip olduğu birikimleri 2004 yılı itibariyle yazıya geçirmeye ve kitap olarak paylaşmaya başladı. Eserlerinden esinlenilerek birden fazla televizyon dizisi de yapıldı. Kendisinin eserlerini okumayı sevmemin başlıca sebebi arasında yaşanmış olayları hikayaleştirerek anlatması ve insan değerini özellikle kadınların sahip olduğu değeri gözler önüne serme çabası. Her ne kadar hikayeleştirilmiş olsa da kitabı okurken bunlar gerçekten yaşanmış mı demekten kendinizi alamıyorsunuz. Yaşanan acı olayların, kişilerin küçükken maruz kaldığı davranışların onları nasıl şekillendirdiğini okudukça insanlara olan bakış açınızda gözle görülür değişiklikler olduğuna da şahit olacaksınız. Çünkü insanın bir bütün olduğunu, bugünü ve geçmişiyle beraber değerlendirilmesi gerektiğini görüyorsunuz. Hiç haberdar olmadığınız, görmediğiniz, belki de yaşanması sizin için mümkün olmayan yaşanmışlıkları gördükçe, gözünüz açılıyor ve ister istemez kendinizi bir empati denizi içinde buluyorsunuz. Hayatın Sesi kitabı da Gülseren Budayıcıoğlu'nun 2022 yılında yayımladığı eserlerinden. Kitap hem psikolojik yaşanmışlıkları anlatmakta hem de yazarın kendisiyle ilgili yazılarını da içermekte, bu yönüyle küçük bile olsa bir otobiyografi tadı vermiyor değil. Anlatılan olayları okudukça hayret etmemek mümkün değil. Benim söyleyeceklerim bu kadar. Şimdiden kltabı okuyacak olan kitap severlere iyi okumalar dilerim. Sağlıkla, huzurla, kitaplarla kalın...
Hayatın SesiGülseren Budayıcıoğlu · Doğan Kitap · 20222,203 okunma
Ümit kötülüklerin en büyüğüdür!
Puan vermedi·416 syf.·
2025 8. kitabı
Ümit kötülüklerin en büyüğüdür, çünkü eziyeti uzatır, der Nietsche. Kitabın en sevdiğim cümlelerinden bir tanesidir bu çünkü çok farklı yorumlara, çok farklı fikirlere açıktır. Peki gerçekten öyle midir? Çoğu zaman hayal kurmayı, olmayacak şeyleri oldurmayı, kötü geçen bir günün ardından iyi günlerin de geleceğini düşünmeyi bizlere aşılayan ümit bu kadar acımasız mıdır? Ümit yoksa ne vardır ki hayatımızda, eziyeti uzatıyor olduğunu kabul etsek bile vazgeçebilir miyiz varlığından? Frirdrich Nietsche ve doktor Josef Brauer. Hangisi hasta veya hangisi doktor? Nietzsche Ağladığında kitabıyla alakalı herhangi bir bilgiye sahip değilken otobiyografik bir roman olduğunu düşünürdüm hep ve açıkçası internetten ya da başka bir yerden konusunun ne olduğuna bakmak hiç aklıma gelmedi, ki okuduğum hiçbir kitabın konusunu önceden öğrenme yanlısı değilim. Bu bahsini ettiğim kitabı okumaya başlayınca beni hem şaşırttı hem de çok sürükleyici olduğunu düşündüğüm eserler listemde kendine yer edinmeyi başardı. Başlarda normal doktor hasta ilişkisi şeklinde ilerleyen, Doktor Brauer ile hastaları arasında gerçekleşen diyaloglar halinde sürüp giden bir eserken, daha sonra Doktor Brauer'e gelen bir mektupla bazı köklü değişiklikler olmaya başlar. Burada hastanın kim olduğunu, doktorun kim olduğunu ayırt etme noktasında biraz zorluk yaşıyoruz diyebilirim, bu yönüyle eser biraz ters köşe yapmış desem yanlış bir ifade kullanmış olmam sanırım. Okumaya devam ettikçe "Ne olacak" düşüncesini kafanızdan atmanız pek mümkün olmuyor. Herkesin okuduğu kitaplarda aradığı konular farklılık gösterebilir fakat benim gibi psikolojik kitaplar okumayı sevenlerin kesinlikle kütüphanelerinde yer alması gereken eserlerden bir tanesi. Şimdiden okuyacak olan kitap sever arkadaşlarıma iyi okumalar diler, sağlıkla,
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202469,9bin okunma
farkına var
Puan vermedi·208 syf.·
2025 6. kitabı
Psikolojik kitaplar konuları itibariyle okurken çok zevk aldığım ve okuma listemde her vakit en başta bulunan eserlerdir. Günübirlik Hayatlar kitabı da tahmin edileceği üzere bu eserlerden sadece bir tanesi. Yabancı yazarlardan neredeyse her konuyla alakalı okuduğum kitap bulunuyor elbette, fakat Irvin David Yalom bu yazarlar arasında bulunamamıştı maalesef. Bunu üzülerek söylüyorum çünkü psikolojiye ilgisi olan herkesin kendisiyle tanışmasını ve eserlerinde bulunan hayat hikayelerini öğrenip kendi yaşamlarında da şahit olabilecekleri davranış biçimlerini tanıyıp, yollarına bu şekilde devam etmelerini çok isterim. Yazar, kitabında anlattığı sıra dışı hayat hikayeleriyle dikkatinizi okumaya vermenizi tam anlamıyla başarıyor diyebilirim, tabii ki bunların yaşanmış hikayeler olması da kitabı tavsiye etmemdeki ana etmenlerden ilki. Kitabın gerçek psikoterapi seansları, şeklinde ilerleyip kendi anlatımları ve doktorun yorumları ile birlikte devam etmesi merakınızı kamçılıyor. İnsan davranışlarının, daha doğru bir ifadeyle insanların değişkenlik seviyesi ya da sahip olabilecekleri düşüncelerin farklılığı her sayfada çıkıyor karşınıza. Tekrar etmekte fayda görüyorum, psikolojiye ilgisi olan her kitapseverin okumasını gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Sağlıkla, mutlulukla, kitaplarla kalın...
Günübirlik HayatlarIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 201616,2bin okunma
Puan vermedi·217 syf.·
2025 5. kitabı
"Bilmem ki, belki de sadece mektuplarda kalmaya mahkûm bir aşk vardır" alıntısı kitapta okuyup hayran kaldığım sözlerden sadece bir tanesi, hepsini paylaşmaya sayfalarımız da yer bulamayabiliriz. Bir zamanlar haber almanın, haber vermenin, aracı olan, savaş başlatan ya da savaş bitiren en önemlisi de insanlar arasındaki duyguları paylaşmaya, devam ettirmeye yarayan en yaygın araçlardan biriydi mektuplar. Günümüzde kendilerine pek fazla yer bulamıyor olsalar da tarihe şöyle bir göz attığımız zaman yadsınamaz bir öneme sahip olduklarını görürüz mektupların, özellikle de 80'li ve 90'lı yıllarda. Sahip olduğu bu önemi teknolojik gelişmeler ile kaybetmiş olsa da bir zamanların vazgeçilmez iletişim aracıydı kendisi. Bazı aşklar, duygular, düşünceler, hayaller belki de sadece mektuplara özgüydü ve onlarla beraber terkedip gittiler hayatı. Leyla Erbil daha önce kendisiyle herhangi bir münasebetim olmayan yazarlardan, fakat tanışmak için Mektup Aşkları eserini bekliyormuşuz ikimiz de. Kitap; arkadaşların, sevgililerin birbirlerine yazdığı mektuplardan oluşuyor ve çeşitli duygulara, düşüncelere ev sahipliği yapıyor. Okuduğunuz zaman aktarılan duyguları kendi benliğinizde duyumsamak için çok büyük bir çaba içine girmenize gerek kalmıyor çünkü dilinin kolay anlaşılır olması bu aktarımda önemli bir rol oynuyor. Ben, kitabı okurken içimde beliren duygu ve düşünceleri kalemim yettiğince sizinle paylaştım, kitabı okuyacak olan sevgili kitap severlere iyi okumalar diler, başka kitap yorumlarında buluşmak üzere esenliklerle kalmanızı temenni ederim. Sağlıkla, mutlulukla, huzurla ve kitaplarla kalın...
Mektup AşklarıLeyla Erbil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20211,473 okunma