Genji'nin Hikayesi, 11. yüzyılda Heian sarayında bir hanım olan Murasaki Shikibu tarafından yazılmış olan dünyanın ilk romanı olarak kabul gören ortaçağ Japonya saray yaşamı portresidir. Prens Genji, bir imparatorun oğludur. Fırtınalı doğası, ailevi koşulları, aşk ilişkileri, ittifakları ve değişen siyasi talihiyle destası hikayenin özünü oluşturan tutkulu bir karakterdir.
Genji'nin Hikayesi sıradan bir eser değil. Aksine, her flörtün siyasi bir sonuç doğurduğu, incelikli bir toplumun canlı ve şaşırtıcı derecede incelikli bir portresi olup, imparatorun oğlu ve tutkulu dürtüleri dünyasında büyük bir kargaşaya yol açan ve onu neredeyse mahveden "parıldayan Genji" dir de aynı zamanda...
Bir aşk romanından çok daha fazlası olan Genji'nin Hikayesi, ölmeden önce okunması gereken 1001kitap arasında olup, gerçekçi durumlarla, incelikle işlenmiş karakterlerden oluşurken, saray hayatının önemli durumlarıyla bir araya gelir. Dahası, saray entrikaları ve rekabetlerinin anlatımlarına hüzünlü bir nostalji havası da verirken, bu da çökmekte olan bir aristokrasinin son derece ayrıntılı bir tasviriyle bir araya gelir...
Saray hayatının bu ışıltılı kroniğinin kahramanı Prens Genji, karmaşık bir kişiliğiyle eşsiz bir âşıktır. Romantik Genji, savaş meydanlarında değil, aşk meydanlarında üstündür. Kusursuz bir duyarlılıkla, büyülediği her kadının ihtiyaçlarına farklı tepkiler verir. Genji'nin Hikayesi, zengin şiirselliği, imgeleri ve yaratıcı kelime oyunlarıyla da unutulmaz eserler arasında olup, dönemi açısından da severek okuduğum kitaplar arasında oldu...