"Aptallar için bir tapınak o" dedi gülümseyen aziz, "biz topraktan yapıldık. Ama biz dünyevi aptallığı yaşamazsak, durmadan biriktirirsek, siz nasıl bilge olabilirsiniz? Toprağını onu yakacak ateşe vermeyen kişi bir ruha dönüşebilir mi? Dikkat edin, dostum: Toprak olarak öleceksiniz."
"Anlamıyorum" dedi arkadaşımız, "anlamıyorum: Siz ona tapınak diyorsunuz ama ben bütün duvarlarda fuhuşun en utanmaz resimlerini, duyuların cezbedilişini görüyorum"
zihnin düzenleyici bir yanılsamasıdır zaman, kendisine hiçbir ruhsal gerçekliğin denk düşmediği takıntılı bir imgedir. Rüyaların nasıl birbirinin içine kök saldığını, birbirinden çıkıp büyüdüğünü bilebilseydi insan!
Hayattaki şeylerin birbirleriyle nasıl bağıntılı olduklarını bilmediğimizde hep, "önce, sonra, daha sonra" deriz. Takvimdeki yer! Bir başka yer elbette kalbimizdeki yer olurdu, on binlerce yıldır birbirinden ayrı olan şeyler orada bir araya gelebilir, hatta dip dibe olabilir, öte yandan bir "dün" ve "bugün", hatta bir soluk alış içine sığan olaylar bile birbirleriyle hiç karşılaşmayabilirler. Bunu herkes bilir. Herkes öğrenir. Aralarında bütün bir evren kadar boşluk vardır. Bunu nasıl yaşadığını anlatabilmeliydi insan.