📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Oğuz Atay hakkında inceleme yapma cesaretini kendimde bulmakta çok zorlandım. Ancak yine de, iki satır da olsa bir şeyler yazıp Oğuz Atay’a olan saygımı belirtmek istiyorum.
Tutunamayanlar kitabını 1 yılda ancak bitirdim. Kötü bir kitap mıydı? Hayır. Çok güzeldi. Ama kavram ve anlam yoğunluğu karmaşası vardı. Anlaşılır ve sadelikten uzak bir kitaptı. Kitabı bitirdiğimde: “İyi bir yazar, bizi bu yoğunluktan kurtarırdı. Bu kitabın yüzlerce sayfası gereksiz, kitabın temize çekilmesi gerekiyordu. Yazar, hiç uğraşmadan aklındakini yazıya döküp kitap olarak yayımlamış ve yazdıklarının üstünden hiç geçmemiş.” Diye eleştirdim. Bu yüzden Tutunamayanlar’ı çok beğenmeme rağmen Oğuz Atay’ın iyi bir yazar olmadığını düşünüyordum.
Tehlikeli Oyunlar kitabının önsözünde; Oğuz Atay’ın bu kitabı yazmak için 3 yıl boyunca uğraştığını ve defalarca kitabın üzerinden geçtiğini okuyunca, hiç vakit kaybetmeden kitabı okumaya başladım. Tehlikeli Oyunlar, Oğuz Atay’ın; yazım tekniği ve anlatım dilinde de usta bir yazar olduğunun ispatıdır.
Oğuz Atay; hayat boyu süregelen düşünme geçmişini, düşünürken aklının ucundan geçen her şeyi, düşüncelerdeki tüm o karmaşayı, ‘hafıza sarayı’ tekniği ile her bir düşünceye farklı bir karakter tiplemesi iliştirerek aynı dünyada yaşamalarını sağlıyor. Aklında bir araya getiremediğin düşünceleri Oğuz Atay, bir roman haline getirebilmiş. Okurken düşünüyormuşsun gibi hissettirten bir kitap, düşünmeye cesaret edilmeyenleri düşündürten çok güzel bir kitaptır Tehlikeli Oyunlar.
Tehlikeli Oyunlar’da ne amaçladığını yazar kendisi şu şekilde belirtmiştir; “Bununla birlikte albayım, her şeye rağmen albayım, ne pahasına olursa olsun albayım ıstıraplarımla birlikte gömülmeğe razı olamadığım için, her insanın yaptığı gibi çocuk şeklinde, yazı şeklinde, itiraf şeklinde,