Gülümseyen bir yüzün mutluluğunu, belki de o gülümsemeyi gördüğümüzü bile fark etmeden, kendi yüz kaslarımızı hafif bir sırıtma ifadesi verecek kadar gererek taklit ederiz. Taklit edilen bu hafif gülümseme çıplak gözle görülemese de, yüz kaslarını gözlemleyen bilim insanları böylesi duygusal yansımaları net bir şekilde izliyorlar.15 Yüzümüz sanki yeniden ayarlanarak, o duyguyu tam olarak sergilemeye hazırlanıyor.
----------------
Bu ilkeyi sezgileriyle kavrayan Edgar Allen Poe, şöyle yazmıştı: “Birinin ne kadar iyi ya da kötü ruhlu olduğunu, ya da o an ne düşündüğünü anlamak istediğimde, yüzüme mümkün mertebe onunkini yansıtacak bir ifade verir, sonra da kendi zihnimde ve yüreğimde bu ifadeye uygun düşecek ya da tekabül edecek hangi düşünce ve hislerin belirdiğini anlayana kadar beklerim.”
Genelde belirgin bir duyguyu neyin tetiklediğini bilmemize karşın, çoğunlukla kendimizi içinde bulduğumuz şu ya da bu ruh halinin kaynağını bilmeyiz. Würzburg deneyi ise, dünyamızın belki de farkına varamadığımız –iç bayıltıcı asansör müziğinden, birinin sesindeki ekşi tona kadar her türlü– ruh hali tetikçileriyle dolu olduğunu düşündürüyor.