Tarih boyunca hiçbir somut ilerleme olmadığını ileri sürmek abartma olur. Bir çöküş dönemi olan günümüzde bile, insanlar birkaç yüzyıl öncesine oranla çok daha iyi yaşamaktadırlar. Ama ne zenginliğin artması, ne davranışların yumuşaması, ne reformlar, ne de devrim insanları eşitliğe bir milimetre olsun, yaklaştırmamışım Alt sınıf açısından, hiçbir tarihsel gelişme, efendilerinin adının değişmesinden öte bir anlam taşımamaktadır.
Eğer bu üç süper güç birbirleriyle savaşmak yerine sürekli olarak barış içinde yaşamayı seçmiş olsalardı, sonuç aşağı yukarı aynı olurdu. Bu durumda yine, her biri dış baskılardan sıyrılmış olarak kendi başlarına birer evren olmayı sürdürürlerdi. O zaman sürekli bir barış, sürekli bir savaşla aynı kapıya çıkardı. İşte, tüm bu anlatılanlar, Parti üyelerinin çoğunun yüzeysel olarak algıladıkları Parti sloganının gerçek anlamıdır: Savaş Barıştır
Savaşın işlevi yok etmektedir: Yalnız insanları değil, insan emeğinin ürünlerini yok etmektir. Savaş, kitlelerin rahatını ve sonuçta zekâsının artmasını sağlamak için kullanılabilecek malzemenin havaya uçurul-ması ya da denizlerin dibine yollanmasıdır. Savaş endüstrisi, tüketim maddeleri üretmeksizin işgücünü kullanmanın akıllıca bir yoludur.
Sorun, dünyadaki gerçek zenginliği artırmaksızın endüstri Çarkını döndürmekti. Üretim sürdürülmeli, ama üretilenler insanlara dağıtılmamalıydı. Uygulamada bunun için tek çözüm yolu, sürekli bir savaş durumunda olmaktı.