Fransız masalları Alman masallarından farklı olarak, tuz tadında, toprak kokusundadır. Son derece insani bir dünyada olur her şey; burada osurma, bit ayıklama, samanlarda yuvarlanma, gübre yığınına atılma, şimdi soyu tükenmiş olan köylü toplumunun tutkuları, değerleri ve tutumlarına tercüman olurlar. Eğer durum buysa, masalların anlatanlar ve dinleyenler için ne ifade ettiğini daha kesin bir biçimde kurgulayabilir miyiz? İki tez ileri sürmek istiyorum: Birinci tezim, masalların köylülere dünyanın düzeninin nasıl kurulduğunu anlattığı; ikinci tezim ise bu dünyayla baş edebilmek için stratejiler sağladıkları.