“Çünkü sıradan insan da eylemsizdir. Ev yaşantısında ve muhtemelen sendika ya da yerel siyaset gibi dar çevrelerde kendi kaderinin efendisi olduğunu sanır, fakat tabiata karşı ne kadar çaresizse ciddi olaylar karşısında da o kadar çaresizdir. Geleceği şekillendirmeye heves etmez, yalnızca uzanır ve başına ne gelecekse gelmesine izin verir.”
“İşte... Birisi çıkar ve doğası gereği anlatılamaz olduğunu düşündüğünüz pek çok şeyi anlatmayı başarır. Neticede bir anlığına da olsa insanın içinde yaşadığı yalnızlık yerle yeksan olur”
“ Tabii ki roman yazarı doğrudan çağdaş tarihi kaleme almakla mükellef değildir, fakat içinde bulunduğu zamanın başlıca toplumsal olaylarını göz ardı ediyorsa ya boş konuşuyordur ya da düpedüz ahmaktır. ”
Katip Çelebi, bir yazısında, insanların ahlaklarını kontrol altına almanın yalnızca bağnazlığı dirilteceğini ve kan dökülmesine yol açacağını öngörmüştü.
"Sıhhatçe düşkünüm. Maddiyetim, maneviyetim günden güne bozuluyor. Lakin ne'm var, ben de bilmiyorum. Galiba pek çok gençlerin uğradıkları adsız hastalığa ben de tutuldum. Şiddetle bir şey arzu ediyorum, ama ne istediğimi anlayamıyorum.