Katip Çelebi, bir yazısında, insanların ahlaklarını kontrol altına almanın yalnızca bağnazlığı dirilteceğini ve kan dökülmesine yol açacağını öngörmüştü.
"Sıhhatçe düşkünüm. Maddiyetim, maneviyetim günden güne bozuluyor. Lakin ne'm var, ben de bilmiyorum. Galiba pek çok gençlerin uğradıkları adsız hastalığa ben de tutuldum. Şiddetle bir şey arzu ediyorum, ama ne istediğimi anlayamıyorum.
Bir yerde itikat bahsi açıldı mı ya yumruklarımla kıyaslar, kaziyeler yaparak hasımları susturmalıyım. Yahut kulaklarımı tıkayarak kaçmalıyım. Herkesin vicdani akidesine hürmet etmelidir. Amenna! Fakat ben de şahsi imanıma diğerlerinden hürmet beklemek hakkını haiz değil miyim? Niçin ben ağız açınca onlar bana zincirsiz deliler gibi saldırıyorlar?
Denetim sıkılaştıkça kirli ilişkiler derinleşmeye başlar. Denetimi artırın, rüşveti yolsuzluğu vurgunu kolaylaştırırsınız. Bir şeyleri çok iyi denetlediğinizi düşündüğünüz yerde, her işin tıkırında gittiğini düşündüğünüz yerde birileri dolaplar çevirmeye çoktan girişmişlerdir.
Önce size çıkarlarıyla bağlı temiz bir topluluk, bir tür hanedan oluşturursunuz. Bu çıkarcılar topluluğunu kutsal değerler için canını vermeye hazır ülküdaşlar birliği olarak göstermek konusundaki ustalığınız size sonsuz başarılar getirecektir. Bu sözde ülküdaşlar birliğine dayanarak yapıyı tepeden tırnağa denetim altına alırsınız. Sonra yavaş yavaş ülküdaşlar dışında kalan kesimi bitirmeyi tasarlarsınız. Size düşen şey bu kesimi ya yapının dışına atmaktır ya da sonuna kadar sindirmektir.