“Freud, çocukluk anılarının göründükleri gibi olmayabileceklerini, yani hatırlamanın öznel anlamının anının tümüyle doğru olduğu anlamına gelmediğini ileri sürmüştür. Anılar, demiştir Freud, rüyalar veya kurgusal yapıtlar gibidir; psiko-dinamik çatışmalardan inşa edilir, arzunun yerine getirilmesine ve kendini kandırmaya hizmet ederler. ”
Yani bu kadar ilgi çekici bir araştırma konusu nasıl alınıp yanlış bilgilerle başlayan bir kitaba dönüştürülür bilmiyorum çevirimi sıkıntılı onu da bilmiyorum.Yani Katharlar , Waldensianlar ve Anadolu, Sivas Divriği ne alaka.Şu girişten sonra bütün okuma hevesim bir tarafıma kaçtı.
Bazen insanın kanunlara, yargılamalara, düşüncelere, değerlendirmelere sığmaz öyle düşkünlükleri var ki insan asıl kabahati yaratıcıda mı, tabiatta mı, insanlıkta mı, medeniyette mi, nerede bulacağını bilemiyor?
Bu alemde en iyi şeyler evvela imkansızlık kisvesi altında büyük bir olumsuzlukla görünürler: Örtüyü kaldırmaya atılan ilk cesur lanetlenir. Fakat hakikat bazı gözlere pırıldar: Birçok dinin, mantarlaşmış köhne adetlerin, tabiata aykırı ahlak prensiplerinin foyaları hep böyle meydana çıkmış, semaya yükselen taassup setleri gürül gürül hep böyle yıkılmıştır.