Bahçenin rayihası yoktu,orman çağırmıyordu,etrafımdaki dünya eski püskü şeylerin ortalığa saçıldığı bir yer gibiydi,tatsız tuzsuz,cazibesizdi,kitaplar kağıttı,müzik bir gürültü.Sonbahardaki ağacın yaprakları da böyle dökülür işte,ağaç hissetmez bunu,yağmur süzülürken gövdesinden ya da güneş ya da ayaz,içindeki hayat yavaş yavaş büzülüp kendi içine çekilir.Ölmez ağaç.Bekler.
Esasında,hem bizde hem doğada aynı bölünmez tanrısal varlık faaliyet gösterir,öyle ki dış dünya yıkılsaydı bile içimizden biri onu yeniden kurmaya muktedir olurdu,zira dağ ve nehir,ağaç ve yaprak,kök ve çiçek,doğadaki tüm varlıklar içimizde önceden şekillenmiştir,zira özü sonsuzluk olan, özünü bilmesek de çoğu zaman kendini bize sevme gücü ve yaratma gücü olarak hissettiren ruhtur onların kaynağı.(…)
,her ağacın yaprağının,çiçeği ve meyvesinin oluş ve yok oluş evresini çok iyi bilirim,her biri dosttur bana,sadece ve sadece benim bildiğim sırlarını bilirim her birinin.Bu ağaçlardan birini kaybetmek bir dostu kaybetmek demektir benim için.(…)