Sustum.
Sanırım en iyisi bu.
Tanıdığım kişi değil artık o,
fazlasıyla farklı.
Dinlemeyi unutmuş olsa gerek.
Tek derdi, kendi için bir sebep yaratmak.
Sanki bir ayna karşısında konuşuyor.
Aynada gördüğü kişi benim.
Ama farkında değil, artık duymuyorum.
Hayallerim bile uzlaşmacı değil artık.
Onlar da artık pes etti.
Tüm zamanlardan ırak bir halde bekliyorum o bankta,
Hiç gelmeyecek yarınları
Ya da fark etmediğim anılarımı mı?
Bilmiyorum...
İlk defa deniyordum. O zamanlar üniversitede 5. sınıftaydım. Heyecanlıydık, saçmalamaya yer arıyorduk. Hatırladıkça gülesim geliyor, her neyse... İbrahim o zamanlar bir villada yaşıyordu ve bizi davet etti. Gittik. Havuzlu, sote bir yerde güzel bir villa. Güzelce mangal yaktık. Ardından güzel bir votka, şarap ve gitar modu açıldı. Bir zaman sonra Tuğçe, Özge, Mihri ve Aren de geldi. Sonra malum 'maru...' ortaya çıktı. Güzelce sardılar, dönüyoruz... Bir zaman sonra 'bomba patladı' diye kendimi havuza attım. Şubat ayıydı ve buz gibi suya girmiş olduk. İşin trajikomik yanı, sadece çay kaşığı yere düşmüştü ve girdiğim trip beni bu hâle sokmuştu. İşin daha komik yanı, üzerinden sekiz yıla yakın süre geçti ve dün gece hastanede aklıma geldi. Anlamsız bir şekilde kendi kendime gülerken buldum kendimi. Uzun zamandır unuttuğum bir eylem olsa gerek. Eğlendim.