Tolstoy benim en sevdiğim yazardır. Ha yanlış anlaşılmasın, görüşü yüzünden değil; aksine yazdığı kitapların harikalığı yüzünden. Tabii yine dinsel mevzuları es geçeceğim. Bu kitap ölümü en iyi ele alan kitaplardan biri olabilir, ölümün ağırlığı, yalnızlığı, kabullenişi... Bunlar çok güzeldi. Bu kitap insanların bencilliğini de ele alıyor. Nasıl mi? Mesela benim gözüme çarpan şeyler; arkadaşının İvan İlyiç'in olduğu haberini aldığında ilk düşündüğü şeyin. "Acaba sıradaki ben miyim?" Ya da bir diğer kişinin. "Acaba İvan yerine ben geçebilir miyim?" Gibi düşünceleri. Keza karısının İvan'dan kalan paraları almayı düşünmesi de cabası. İvan ölürken "herkes bana acısın!" Ya da "herkes beni sevsin!" Tarzında çok fazla çirkinleşiyor. Tabii insan biraz fazla ilgi istiyor, sonuçta ölümcül bir hastalıkta. İşte bu kitap ölümün acımasızlığını bu şekilde ele alırken, aynı zamanda ölüm sırasındaki saf huzuru da ele alıyor. Tolstoy'un ölüme kattığı yorum aslında baktığınız zaman çok güzel. "İçsel huzur." Ölüm korkulması gerekilen bir şey değil, aksine kabul edilmesi gereken sert bir gerçek.