Kitap sevgisiz büyüyen bir kızın yaşadığı kısa trajik hayatını anlatıyor. Doğarken annesini kaybedip babası tarafından terkedilen Mathilda, nemrut bir halayla yaşamasına rağmen hayata karşı umutlu, sevecen bir sekilde yetiştiriyor kendini. Hiç görmediği babasına derin bir sevgi besliyor bunun yanı sıra. 16 yıl sonra gelip kızının hayatına birden giren bu baba karakteri, kızına çarpık bir sevgi besliyor ve bu duygunun yogunlaşmasıyla tekrar terkediyor Mathilda'yı (ve intihar ediyor) bu sefer onu daha büyük bir enkazın altında bırakarak. Tüm bu yaşananlar Mathilda'yı geri dönülemeyecek bir psikolojik buhrana sürüklüyor. Kısa ömründe babası gelene kadar onu olgunlaştıran her ne kadar ona duyduğu koşulsuz sevgiyse, terkedilmekle yüzüne vuran gerçekler yaşına göre olgun oluşunu tolere edemiyor. Bu trajik hikayeden, bazı evebeynlerin yokluğunun varlığından daha hayırlı olduğu gerçeğini çıkarmadan edemeyeceğim.