Bitireli bir hafta olmasına rağmen etkisinden hâlâ çıkamadığım bir kitap. Düşüncelerimi ancak şimdi toparlayabiliyorum. Kurgusu o kadar akıcı ki, karakter tahlillerini adeta yaşayarak okudum. Gör Beni, aslında bir kendini bulma yolculuğu. Kitabı okuyanların, varlığını dahi bilmedikleri bir parçalarını bulacaklarından hiç şüphem yok.
Kurtuluş Savaşı'ndan hemen sonraki yıllarda geçen bu hikâyede birbirine zıt iki karakteri tanıyoruz Ülkü ve Selim.
Cumhuriyet'in ruhunu ve modern Türk kadınını temsil eden güçlü bir figür Ülkü, savaşı bizzat yaşamış, öz değerlerini sonuna kadar temsil eden, alışılmış düzene başkaldıran güçlü bir kadın. Düzene boyun eğmeyen, kendi yolunu çizen bir kadın olarak, o dönemin "ideal Cumhuriyet kadını" anlayışını temsil ediyor Ülkü.
Diğer tarafta Selim, Osmanlı torunu ve hilafet yanlısı olarak, dönemin düşünsel ve kültürel çatışmalarını yansıtan, köklü Osmanlı değerlerine bağlı, geleneksel bir yapıyı temsil ederken, Cumhuriyet’in getirdiği yenilikler ve değişimlerle çatışan bir kişiliğe sahip.
Selim ve Ülkü'nün ilişkisinde, Ülkü’nün güçlü ve kararlı yapısı daha da ön plana çıkıyor. Farklı görüşlere sahip olmalarına rağmen, Ülkü’nün tutarlılığı ve değerlerine olan sadakati, Selim’le olan çatışmalarında kesinlikle ona üstünlük sağlıyor. Aşkı için kendi değerlerinden taviz vermeyen bir kadın Ülkü. Bu da onu hem ideallerine hem de duygularına sadık, derin bir karakter haline getirmiş.
Selim'in, geçmişe olan bağlılığı ve hilafet yanlısı tutumuyla Ülkü’nün modern, Cumhuriyetçi ve özgürlükçü duruşuyla keskin bir zıtlık oluşturuyor. Bu iki görüşün çatıştığı sayfaları büyük bir keyifle okuduğumu dile getirmek istiyorum. Bu zıtlık zamanın iki farklı dünya görüşünün bir aşk hikayesi içinde bir araya gelmesiyle okuyucuya keyifli bir anlatım