"Postülat kanıtlanamayacak bir şeyi öylece kabul etmektir. Kant'ın pratik postülat dediği ise, insan 'pratiği' için, yani insanın davranışları ve ahlakı için öne sürülmesi zorunlu olan şeylerdir. 'Tanrı'nın olduğunu varsaymak ahlaki açıdan gereklidir.' demişti Kant."
Gouges, Marie Olympe (1748-93), Fr. Kadın yazar. Fr. Devrimi sırasında çok aktifti, özelikle toplumsal sorunlarla ilgili çok sayıda bildiri ve bir dizi tiyatro oyunu kaleme aldı. İnsan haklarının kadınlar için de geçerli olması gerektiğini savunan az sayıda kişiden biriydi ve 1791'de "Kadın Hakları Beyannamesi"ni yayımladı. XVI. Louis'yi savunup Robespierre'i eleştirme cüretinde bulunduğu için 1793'te idam edildi. (Kaynakça: L. Lacour, "Les Origines du feminisme contemporain", 1900)
İnsanın Tanrı hakkındaki bilgisinin akıldan kaynaklandığını ileri sürer. İşte bu rasyonalist bir ögedir. Şunu da ekleyeyim; Locke düşünce özgürlüğü ve hoşgörüden yanaydı. Ayrıca cinsler arasında eşitliği savunuyordu. Erkeğin kadından üstün olması fikri insanların yol açtığı bir durumdu Locke'a göre. Dolayısıyla insanlar tarafından yeniden değiştirilebilirdi.
En önemli empiristler -ya da başka bir deyişle deneyimci filozoflar- Locke, Berkeley ve Hume'dur. Üçü de Britanyalıdır. 17. yüzyıla damgasını vurmuş rasyonalist filozoflar ise bir Fransız olan Descartes, Hollandalı Spinoza ve Alman Leibniz'ti. Bu yüzden genellikle Britanya Empirizmi ile Kıta Rasyonalizmi şeklinde bir ayrıma gidiyoruz.