Fransız matematikçi Laplace son derece mekanikçi bir yaklaşımı dile getirdi. Eğer herhangi bir zeka bütün madde parçacıklarının belli bir andaki konumunu bilirse, hiçbir şey belirsiz kalmaz, hem gelecek hem de geçmişi açıkça görebilirdi. Buradaki ana düşünce, gelecekte olacak her şeyin daha önceden belirlenmiş olduğudur. Neler olacağını 'iskambil kartları' gösterirdi o zaman. Bu dünya görüşüne de Determinizm deniyor.
En ünlü kinik Diogenes'ti. Antisthenes'in öğrencisi olan Diogenes'in bir fıçıda yaşadığı ve bir aba, bir değnek ve bir ekmek torbasından başka bir şeye sahip olmadığı anlatılır. (Bu durumda mutluluğu elinden çekip almak da pek kolay değildi tabii!) Bir gün Diogenes fıçısının önünde güneşlenirken, Büyük İskender onu ziyarete gelmiş. Bu bilge insanın karşısına geçip bir isteği var mı, diye sormuş İskender, isteğini hemen yerine getireceğini söylemiş. Diogenes de, bir adım yana çekil de, güneşimi kesme demiş İskender'e.
Kinikler gerçek mutluluğun maddi lüks, politik iktidar ve sağlık gibi dış şeylere bağlı olmadığını vurgular. Gerçek mutluluk bu gibi rastlantısal ve geçici şeylere bağımlı olmamaktır. Tam dış şeylere bağlı olmadığı için, gerçek mutluluğa herkes ulaşabilir. Ve bir kez elde edildiğinde, bir daha yitirilmesi mümkün değildir.
Aristoteles gibi akıllı bir insanın cinsler konusunda bu derece yanılmış olması tabii hem şaşırtıcı hem de üzücüdür. Ama iki şey gösteriyor bu bize: Birincisi, Aristoteles'in kadınların ve çocukların yaşamına ilişkin fazla deneyime sahip olmadığı; ikinci olarak da, felsefe ve bilimin sadece erkeklerin eline kaldığında her şeyin nasıl yanlış yönlenebileceği.