İbrahim Bursevi

İbrahim Bursevi
@Ibrahim171
Vaktini senden nefret edenden, nefret ederek geçirme
Lisans
53 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı
"Ömer radıyallahu anh, bir gün Resûlullah'ın evinde huzuruna vardı. Onu tavanı düşük bir odada, bir hasırın üzerinde buldu. Hasır yan tarafına iz yapmıştı. Bunun üzerine Ömer radıyallahu anh ağladı. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, 'Neden ağlıyorsun, ey Ömer?' diye sordu. Hz. Ömer, 'Kisra ve Kayser ipek döşeklerde yatıyor ve tahtlarda oturuyor. Sen ise bu tavanı düşük odada kaliyorsun, hasır da yan tarafına iz bırakmış' dedi. Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, 'Ey Ömer! Hasırın yan tarafıma iz yapmasına gelince; sonrasında yumuşaklık olan sertlik ne güzeldir. Bu odanın tavanının düşük olmasına gelince; kabrin tavanı bundan daha alçak olacaktır. Biz dünyayı dünya ehline bıraktık, onlar da ahireti bize bıraktılar. Benim ve dünyanın benzeri, sıcak bir yaz gününde yolculuk yapan bir süvari gibidir. Sıcaktan bunalan bu süvari bir ağacın altında biraz gölgelenir. Sonra yola koyulur ve orayı terk eder' buyurdu." Hadisin başka bir rivayetinde Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, "Dünya onların, âhiret bizim olsun istemez misin Ömer?"buyurmuştur.
Sayfa 210
Gözyaşı, her anne-babanın da bildiği gibi her zaman mağduriyet anlamına gelmez! İslam'ın ilk dönemlerinde yaşamış en ünlü kadılarından biri olan Kadı Şüreyh'in (ö. 697) başına gelen çok meşhur bir olaydan bahsedelim. Sahabeden sonraki tâbiîn neslinden olan ve hayatı hakkında çokça rivayet bulunan bu kadıya bir keresinde bir kadın ağlayarak gelip kendisine yöneltilen bir suçlamadan şikâyet eder. Kadı Şüreyh, kadının ağlama ve yakınmalarına rağmen duruşunu bozmadan oturur. Talebeleri bile hocalarının kayıtsız kaldığı şey karşısında mahcup olmuşlardır. Kadın ayrılınca talebeleri ona, “Ey şeyh, neden ona biraz da olsa acımadın? Kadın hıçkıra hıçkıra ağlıyordu, belki ona bir yanlış yapılmıştır!" diye sorarlar. Kadı Şüreyh, "Yusuf'un kardeşleri de hıçkıra hıçkıra ağlıyordu ancak asıl zulmeden onlardı! Verdiğimiz kararları duygulara göre değil, gerçeklere göre veriyoruz!” diye cevap verir. Daha sonra anlaşılır ki aslında suçlu olan, hıçkıra hıçkıra ağlayan o kadındır.
Sayfa 61
HZ.Yusuf olumsuz sıfatla kardeşlerini anmıyor.
Burada dikkatimizi çeken bir husus da Allah'ın, her ne kadar zalimce bir iş yapsalar da Yusuf'un abilerini açıkça kınamamasıdır. Yüzyıllar sonra bile bunu düşündüğümüzde ‘Küçük kardeşlerine bunu nasıl yapmışlar?' diye içimiz sızlıyor ancak Allah, yaptıkları iş dolayısıyla her türlü kınamaya değer olmalarına rağmen Yusuf'un abilerini surede tek bir olumsuz sıfatla dahi anmıyor. Peki neden? Bunun en önemli sebeplerinden biri, birkaç kısa ifade dişında pis ve kötü şeylerden bahsetmenin Kur'an'ın şanına yakışmamasıdır. Mesela Allah, abdesti bozan faktörlerden bahsederken "Sizden biriniz idrar veya dışkılama ihtiyacını giderirse..." demek yerine "Sizden biriniz ayak yolundan gelirse..." demiştir; yine ayetin devamında Allah, eşlerin birbiriyle cinsî münasebette bulunmasını “Kadınlara dokunduysanız..."şeklinde ifade etmiştir. İşte bu bağlamda Kur'an, şerefli ve temiz bir dil kullanır.
Sayfa 56
Nitekim insan için "hayvan-ı natik/konuşan canlı" ifadesinin kullanılması, insanın bu ayırt edici özelliğini ortaya koyma amacına yöneliktir. Bu o kadar önemli bir özelliktir ki, “İnsanın kemali kelâmıyla belli olur.” özdeyişini doğurmuştur. İnsan için bu denli vazgeçilmez olan dil, doğru kullanılmazsa bir felaket aracı da olabilir. "Söz var, iş bitirir; söz var baş yitirir." atasözümüz dilin düşürebileceği kötü akıbetten sakındırma amacına yöneliktir. Yine Yunus Emre'nin “Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı." sözü, dilin iyi kullanıldığı zaman insana hayat verebileceğini, kötü kullanıldığında ise insanı canından bile edebileceğini ifade etmektedir.
Bilge kral Konfüçyüs'e bir gün öğrencisi, kral olsaydın ne yapardın? diye sorunca, Konfüçyüs “Dili düzeltirdim” demiş. Öğrenci nedenini sorunca Konfüçyüs şu bilgece cevabı verir. "Çünkü dil bozulursa kültür bozulur, kültür bozulursa ahlâk ve aile bozulur, ahlâk bozulursa hukuk ve siyaset bozulur, hukuk ve siyaset bozulursa devlet çöker ve yıkılır." İngiliz devlet adamı William Churchill, "Shakspeare'den mi vazgeçerdin yoksa Britanya'ya bağlı adaların birinden mi? tercihiyle karşı karşıya kalsaydım, adadan vazgeçerdim” diyerek kimlik oluşumunda dilin önemini vurgulamıştır.
Sayfa 29