Demek ki feminizmin varolabilmesi ve feministlerin kadınların ezilmesine getirdikleri çözümlemeyi derinleştirmelerine bağlıdır. Çünkü, çağdaş toplumların hemen hepsinde geçerli olan ataerkil sistem altında bütün kadınlar ezilmekle birlikte, hepsinin ezilme derecesi aynı değildir; hatta ezilenler arasında başka ezilenleri ezenler de vardır.
Ama, kadınların tarihi yalnızca baskı altına alınışlarının değil, bugüne değin gün ışığına yeterince çıkarılamayan, baskı altına alınma ve eve kapatılmaya direnişlerinin de tarihidir.
Tüm ülkelerdeki çağdaş feministlerin çeşitli eylem ve etkinliklerine yön veren inanç, çoğu zaman açıkça ifade edilmese de, esas olarak kişiselcilikten kaynaklanan kadın onuruna saygı düşüncesidir.
"Kurbanına eziyet etmekten haz duyan celladı ya da kölesine işkence eden efendiyi, güzel cümleler ya da güzel imgelerle yüceltmek, her tür ırkçılığa, faşizme ve vahşete yolaçmak olur. Buna karşı savunabileceğimiz bir tek ilke vardır: Başkalarına ve kendinize saygı duyınak."
Doğum kontrolü ve kürtaj haklarını savunmak yoluyla cinsellikle doğurganlığın birbirinden ayrılması gerektiğini öne sürerek olsun, kadınlara tecavüz edilmesine karşı çıkarak olsun, feministler aynı zamanda cinsel haz hakkını gündeme getirmekteydiler. Ama bu hakkı savunabilmek için erkeklerin kadın cinselliği konusunda yarattıkları çarpık imgeyi değiştirmek ve mitosları kırmak, heteroseksüel ilişkiler ya da' kadın cinselliğinin ölçütü yapılmış olan vajinal orgazm efsanesinin alternatifleri olduğunu göstermek,50 dolayısıyla her iki cins için eşcinselliğe uygulanan baskılara son verilmesini talep etmek gerekiyordu.