"Kadınların, kendi kendilerini, tüm yeteneklerini (cinsel, duygusal, ahlaki, siyasi ve düşünsel alanlardaki) geliştirme hakkına sahip insanlar olarak algılamaları, erkeklerin geleneksel olarak onlara kabul ettiregeldikleri sınırlamaları reddetmeleri, yüzyıllar boyunca örflerin, yasaların, dinlerin, erkeklerce geliştirilen felsefelerin etkisiyle kendilerini hep eş, anne ve gündelik ihtiyaçları karşılayan üretici rolünde görmeye koşullandırılan, dolayısıyla bir türlü özgür ve yaratıcı bireyler olarak algılayamayan kadınlar açısından büyük bir devrim sayılır. Kuşkusuz bu, kadınların eş ve anne olmayı yadsıyacakları anlamına gelmez; ama, onlara benimsetilen "kadınlık" imgeleri nedeniyle başka rolleri reddedip, salt bunlarla yetinmelerinin yanlışlığını gösterir."
(Andree Michel)
Feminist politikanın kadınlar açısından en önemli sonuçlarından biridir bu farkındalık bilinci. Yine de eleştirecek noktalar var tabii. Feminist hareket henüz 3.Dünya kadınlarının kurtuluşunu sağlayacak kadar diplere inememektedir. Ataerkil sistemin en ağır yaptırımlarına maruz kalan o kadınların kurtuluşu sağlanmadan orta sınıf ve soylu sınıfa mensup kadınlarla oluşan kadın cinsinin bağımsızlığı hep yarım kalacaktır. Ziraa üçüncü dünya ülkelerinde yaşanan kadın nüfusu oran olarak kalanların çok üstünde bir orana sahiptir. Feminist harekete getirilen en büyük eleştirilerden biri de bu sınıflar arası sıkışmışlıktır.
Bell Hooks, Feminizm Herkes İçindir adlı eserinde bu konuya şu şekilde değişecektir:
"Başta imtiyazlı beyaz kadınlar olmak üzere çoğu kadın, mevcut toplumsal yapı içinde ekonomik güç kazanmaya başladığında devrimci feminist anlayışı zihninden sildi. Bu anlamda, devrimci feminist düşüncenin en çok akademik çevrelerde kabul görmüş olması ise ironikti. Bu çevrelerde devrimci feminist