Önümüzde var bir temmuz. Ben temmuzu sevmem. Sonra gelir ağustos. Ağustos sıcak olur. Derken eylül gelir, çıkarız pamuğu. Kurarız çadırları, toplarız pamuğumuzu. Yanarız güneşte, köz oluruz. Allah düşmanımı yakmasın öyle. Sonra Ekim gelir, ineriz tarladan köye. Birkaç gün geçer. Akşamdı, sabahtı derken bizim gece gelir çatar.
Dört duvarlı, basık tavanlı bu yeryüzü bölüntüsünde kişiler kendi paylarına düşen eskimeyi hiç farkında olmadan zamana bırakıyorlardı.Durdukları yerde eskiyorlar, azar azar tükeniyorlar, azar azar ölüyorlardı. Ve günün birinde de, hayatlarını büsbütün, birkaç kişinin anısına dağıtıp bu dünyadan çekilip gideceklerdi.