Chi

Tanrı, konuştuğum tek şey haline geldi. En çok onla konuşur, anlatır oldum. En çok onunla iletişim halindeyim. Bir şey anlatırken sıkılıyor mudur acaba?.. Yapayalnız ve biçare, aç kaldım. Biraz yokluk içinde ekmek arıyor gibiyim. Hiçbir yol göremiyorum yürümekten başka. Bir yaşlı adam yardım ediyor, karşılıksız sadece aç olduğum için ekmek veriyor bana. Kafamı gökyüzüne kaldırarak, Allah'ım, şimdi nereye gideceğim? Çizdiğin yol neresi, nereye çıkacak? Bu bahçede benden başka kimse kalmadı diyorum. Cevap yok, ama her kışın sonu eminim bahar.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Yüreğimin bir yerinde, öz toprağıma dair duyduğum bir acıdır. Nereden, nasıl geldi? Kim koydu onu oraya? Bilmem, ama çok içli, derindir. Bir çocuğum olursa ismini Derin koyma sebebimdir. Bu dünyanın, en karanlık köşelerine saklanmış hayatlarını, insan olarak yaşanmışlıkların, yoklukların, kaybedilenlerin yepyeni sayfası olsun diye. Derin bir su olup tertemiz aksın her sayfaya diye. Bir toprağın yaşanmışlığı bu denli kokar mı insanın burnuna? Anne ve babanın yokluğunu yaşamış evlatların, aç kalmış küçük çocukların, felaketin içinde yapayalnız kalmış halkların. Sanki gözyaşları suladı bu toprakları. Gözyaşları büyüyüp aya ulaştı, çiçek açtı. Bu da gelir, bu da geçer diyerek sabah edilmiş geceler dertlere, gözyaşlarına şahitlik etti. Yapayalnız kalmak, bu halkın kalbine derin bir yara bırakıp gitti. Kimse umursamadı, onları değersizlik ile, hesaplanmış bir değer ile bıraktılar. İnsan halbuki o. Kalbi olan, masumane bir çocuk. Kışın ortasında boynu bükük kardelen olmaya zorlandık. Yokluğun içerisinde, umut ile açtılar hep. Temennisi olmayan yarınlara inat. Bu toprak, gözyaşı kokar ama en çok umut. Benim yüreğime kim koydu bilmem bu hikayeleri, içime sığmaz dışarı çıkarlar çizimlere, kelimelere dönüşürler Sevdiklerine kavuşmayı arzulayan insanımı yüreğimde hissederim Ama doğru yol bu mu? Onları nasıl kelimelere ışığa dönüştürebilirim? Bunu bilmem. Bütün yaşanmışlıklar, kaybedilmişler Bunların altından bu toprak nasıl tertemiz çıktı? Verimsiz dedikleri bu topraklar, bu kadar insanın yaşanmamış hayatına evlik yapar. Nasıl? Nasıl olabilir?
Genç çocuk, soğuk bir günün ardında idi. Seyirciler sorabilirsiniz, bugün soğuk değil o kadar. Onun için gerçeklik bu değil ama. Genç çocuk hayatında İlk defa böyle bir soğuk görmüş gibi. Titriyor, dişlerini sıkıyor. Kalbi ağrıyor. Oturduğu soğuk kaldırım taşından ileri bakmaktan daha fazlasını yapamıyor. Ağlama istiyor ama göz yaşlarının çıkmaya yüzü yok. Çok pişman. Kahırlı. Hayatında kapkaranlık bir döneme girmiş Etraf karanlık, yüz yüzü göz de gözü görmüyor! Yine seyirciler diyecek ki, bugün hava güneşli. Sayın seyirciler, o kendi günahının altında eziliyor Her gün biraz daha yüreği huzursuz ve kötü hissedecek. Şuan etrafını sarmış olan bulanık his kalbine çökmeye başlayacak. Çocuk bunlardan habersiz, mantıklı olanı düşünmeye devam ediyor. Haberi yok ki.. (gülüşmeler) Neden? Tabii ki başıma gelen talihsiz bir kırıltı hissi, başına geleceklerine! Yalnızlığın boşluklar ile ne kadar dayanılmaz olduğunu bilmez ki o! Öğrenecek, her gün. Teker teker daha da çoğalacak. Kalbi günahkar hissedecek Hissettiği şeyleri sorgulayacak, bir ışık tanesi için yalvararak! En sonunda bu soğuk kış gününde bir kapıda durduğu zaman, hatırladığı şeyler ile mutlu, sıcak hissetmeye çalışacak. Nedenini söyleyeyim Adaletin terazisi ona büyük bir hediye vermişti. Kıymetini bilmedi. Kendi bildiğini doğru sandi. Terazi de onu yokluk ile sinadi. O aç olmak nedir bilmezdi ki? Tutunduğu dalin benim kolum olduğunu görecektir. O gün gözleri büyük bir pişmanlık ile büyür paril paril bakar. Güneş doğmuş gibi olur, kış biter Peki ya soğukluk? İlluzyondan ibarettir İşte , eve dönmek bu diye düşünür.