Halk, açlık ve yoksulluk çekerken, yüz binlerce delikanlı cephelerde can verirken, şehirler ve ülkeler birbiri ardına düşman ordularının eline geçerken, onu zafer-i nihai edebiyatı ile avutmamışlar mıdır? Hiçbir saldırış olmamışken, Mısır ve Kafkasya üzerine fetih akınları ile harbe giren iktidar, şimdi dönüp de halka nasıl: _ Ne yapalım, talihimiz yokmuş, mahvolduk! Diyebilirdi?
Şimdi daha iyi anladım ve daha iyi öğrendim ki her türden çıkar kurşununun işlemeyeceği bir zırhın içinde hep ayakta kalan, hiçbir koşulun eğip bükemeyeceği bu ülkücülüğün temelinde yatıyor ama bizim mucizemiz.