Azıcık sevildi diye, belki de ömür boyu aşağılanmış hissettirmekten başka hiçbir şeye yaramayacak bir şefkatle, bıraksalar çaresizce helak olup tükenecekmiş de, neyse ki bir erkek ona lütfü ile kanatlar altına alıverince kurtulmuş gibi muamele görsün diye kalan ömrünü don, çorap yıkayarak, koltukta sızmış adamın üstüne battaniye taşıyarak geçirmeyecekti.
Ölenlerin bir gün dönecekleri bir yere gittiklerini, ama geride bıraktıklarına kırgınlıkları geçmediği için bir türlü dönmeye yanaşmadıklarını sanırdım.
“ tamamlanmamış, yarım kalmış yaratıklarız.
Bizden daha akıllı,
daha iyi, daha candan biri
zayıf ve kusurlu tabiatımızı
Mükemmelleştimek için
yardım sunmadığı müddetce
öyle kalıyoruz.