Birçoğumuz farklı seçimler yapsak hayatımızın şu an nasıl olacağını merak etmiştir. Üniversitede farklı bir bölüm seçsek, farklı şehirleri tercih etsek, atamada tercih sıramız farklı olsaydı, farklı bir mesleğe yönelsek, şu an hayatımızda olan kişiyle değil de geçmişte kalan biriyle yola devam etsek ya da kimse olmasa da yalnızlığın ve özgürlüğün keyfini çıkarsaydık... Gibi çeşitli yol ayrımlarından birine sapmamıza sebep olan seçimlerimizden pişman olduklarımız olmuştur, "Keşke" dediklerimiz olmuştur. İşte bu kitap, "Keşke"leri fazla olanlar için yazılmış. Pişmanlıkları büyük olanlar, bu kitabı okuduğuna pişman olmayacaktır.
Gece Yarısı Kütüphanesi, dört yıl önce yayımlanmış fakat kısa sürede popüler olup çok okunan kitaplardan. Kitabı beğenmemdeki kıstas bu değil elbette. Beğendiğim yönleri de var eksik gördüğüm yönleri de var. Önce beğendiğim yönü olan konusu hakkında yazayım.
Gece Yarısı Kütüphanesi, hayatından memnun olmayan, kendini yalnız ve başarısız hisseden Nora'nın intihar etmesiyle başlıyor. Nora gözünü Gece Yarısı Kütüphanesi'nde açıyor.
Sonsuz sayıda rafta sonsuz sayıda kitap var, bunlar Nora'nın farklı seçimler yaptığı paralel evrendeki hayatları. Nora kitabı seçip okumaya başladığında kendini o hayatta buluyor, bir hayatında müzisyen, bir hayatında olimpiyatlarda derece alan bir yüzücü, bir hayatında kutuplarda buzulları inceleyen bir bilim insanı oluyor, seçimlerini değiştirerek farklı hayatlar deniyor. Fakat gerçek yaşamında seçseydim diye pişman olduğu hayatları seçtiğinde de işlerin mükemmel ilerlemediğini görüyor, o hayatlarda acı ve dert var, küçük farklar büyük değişimlere sebep oluyor. Kitap konusu ve işleyişi bakımından "Kelebek Etkisi" filmine benziyor.
"Bazı yolların daha kolay olacağını düşünmek işimize geliyor bence," dedi...“Ama belki