İlker Zorlu

BİR AKIL TUTULMASI:NAZİ İDEOLOJİSİ
9/10
·130 syf.··
Beğendi
·
2025 119. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2025 12:27
Nazi Almanyasının Toplumsal Hayata ve Eğitime etkileri. Nazi almanyası döneminde bir eğitimcinin ağzından Almanya'nın geçirdiği sosyal ekonomik kültürel değişim ve bu değişimin insan insan davranışlarına yansıması konu ediliyor. I Dünya Savaşı'ndan sonra savaşın getirdiği yıkım kaos ve insanlık dışı uygulamalar sonrasında çocukluk döneminde tanrıya inancını kaybeden bir öğretmenin II Dünya savaşı yaklaşırken ve ülke adım adım savaşa koşarken, öğretmenlik yaptığı okulda gençliği ve nesli militarizm irkçılık gibi değerlerden uzaklaştırip barış empati adalet eşitlik gibi değerlere Atıf yapar. Hatta öğrencilere zencilerin de herkesle eşit olduğunu anlatır. Okul müfredatında ve eğitim alanında öğrencilerin eğitim programı neden sömürgelerimiz olmalı konusudur. İnsanların ideolojik olarak belli bir ideolojiye şartlandığı, eğitimin yerinin koşullandırma sorgulamanın yerinin itaat aldığı bir toplumda hiçbir şeyin ve hiçbir doğrunun anlatılamadığını anlar. Yazar burada ben doktor değil bir öğretmen olmak istemiştim. Çünkü insanları iyileştirmek değil insanları eğitmek gelecek kuşakları kurtarmak istiyordum diyor. Kafalar yıkanın ve savaş konseptine göre formatlanan bu okul çocukları öğretmenlerini şikayet ederler ve okula gelen öğrenci velileri bu öğretmenin çocuklarına eğitim vermemelerini ve çocuklarını zehirlediklerini söylerler. Bu esnada öğrenciler savaşa hazırlık bağlamında öğrenci askeri kamplara götürülür. Kampta yaşanan bir cinayeti gören öğretmen, Savaş koşullarının ve sorgulamayan insanların ve ortamın insanların nasıl bir canavara çevirdiğini bir savaş makinesine döndürdüğünü anlatıyor. Kitap içerisinde bolca geçen öğretmen kilise görevlisi pasajları dikkat çekiyor. Neden zenginlerin tarafını tutar hep kiliseler neden kiliseler hep fabrika sahiplerine sahip çıkar
Tanrısız GençlikÖdön Von Horvath · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20234,700 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Evrende yalnız mıyız ve dünya için insanlık ne yapmalı?
8/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2025 30. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2025 14:19
Herbert George wells 1900'lü yıllarda yaşamış ünlü bir bilim kurgu yazarıdır.Ütopya;Sorunsuz ve tüm şartların uygun hale geldigi ve tüm sistemlerin tıkır tıkır işlediği yaşanabilir bir dünyayı hayal eden bir kavramdır.Distopya ise;ütopyanın aksine teknolojinin ve bilimin inanılmaz geliştiği ve makineleştiği, insanların evrene ve her türlü kavrama hakim olduğu,ama insani değerlerin alt üst olduğu kaotik korku dolu tehditkar, her şeyini izlendiği ve kaydedildiği makine düzeninde diktatoryal bir düzeni tanımlar ve insanlığın al aşağı edildiği basitleştirildiği ve tüm değerlerin çarpıtıldığı unutulduğu bir felaket senaryosudur. işte bu kitapta yazar bizi distopik bir dünyaya götürüyor. kitaba ilk giriş yaparken Dünya dışında başka gezegenlerde hayat olabileceğini başka canlıların da yaşayabileceğini ve eninde sonunda gezegenimiz olan dünyayı kötü niyetle ziyaret edebileceklerini düşündürüyor.buna örnek olarak mars'ın da dünyaya yakın bir gezegen olduğunu ısı ışık kaynağı olduğunu ve hayat olabileceğini anlatıyor. kitapta Londra'ya marsların bir Uzay dairesi ile ziyaretini bir bakıma saldırıları ile başlayan kitap,marsliarın dünyayı işgalleriyle devam ediyor. İlk başta bu saldırılar ve işgaller dünyanın korunması adına gizli tutuluyor ama sonradan iş çığırından çıkıyor. Londra'da binlerce insan göç etmek ve marslıların saldırılarından korunmak için bir kaos senaryosu kitapta yaşatılıyor. Marsların Üstün teknolojisiyle Londra'ya ısı bu ışık silahları ile insanlar yanarak ölüyor ve marslıların havaya yaydığı zehirli gaz ile çevre zehirlenip Londra Bir nevi yok oluyor. Evrenin ve her şeyin kendisinin olduğunu zanneden Üstün teknolojisi ile övünen insanoglu,marslıların teknolojisi karşısında direnemiyorlar ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyorlar.Kitapta bir metafor
Dünyalar SavaşıH. G. Wells · Dorlion Yayınevi · 20206bin okunma
Elveda Gülsarı
9/10
·260 syf.··
Beğendi
·
2024 134. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 16 Ekim 2024 09:46
Elveda Gül Sarı kitabı Cengiz aytmatov'un kaleminden çıkan bir kazak Kırgız romanı. Kitapta tanabey isimli bir demircinin Gül sarı isimli atıyla yaptığı son yolculuğu ve bu son yolculuktaki anlarda hayatının bir hikayesinin aklından geçenlerini iki bölüm halinde dönerek anlatmış.Tanabey isimli demirci,Ekim devrimine yardım eden ve çarlık rusya'sını deviren bolşevik'lerin iktidara geçmesini sağlayan ve komünist partisine üye olan kişilerden biridir.İlk başlarda gülsarı ile birlikte at yetiştiriciliği at yarışlarına katılır ve yarışları kazanır.yaptığı başarılardan sonra Parti'nin hayvan bakıcılığı bölümünde Daha sonra da koyun yetiştiriciliğinde çalışır.Bu süreçte parti içerisinde oluşan yozlaşma bürokratikleşme ve özgürleşmenin kötüye kullanılması olarak eşitsizlik ve adaletsizlik üzerine mahkemeye verilir ve partiden atılır. Tanabey isimli Roma'nın baş kahramanı elveda Gül sarının at yetiştiricisi kendini, hayatını partiye vermiş olduğu emeklerini ve varoluşunu sorgular. Ve şunu anlar ki insan başladığı yere geri döner. Romanda Tanabey Gül sarı isimli at ile kendisi arasında bir bağ kurar. Adeta bu at ile özdeşleşir at a ömrünü bu at ile kişiliğini doldurmak ölümsüzleşmek partinin kuralların insan ve doğanın üzerine çıkarak kendi yaşamını bu minvalde kurmak ister de kendini bu konuda ölümsüzleştirir.Atın gençliğini kendi gençliğine,atın ihtiyarlığıyla kendi ihtiyarlığı olduğunu bilir.atının güçten düşmesi ile kendisinin de belli bir süre sonra sonra hayata yenilmesini ve çaresizliğini anlatır. Tüm insanı sistemlerin yozlaştığında, bürokrasinin v adamciligin nasıl sistemleri çıkmaza soktuğunu tüm çıplaklığıyla anlatmış. Sistemlerin isimleri değil, adaletin bir bütün olduğu, kişileri değil toplumu koruduğu ilkesi çarpıcı biçimde anlatılmış. İnsanların kendi menfaatini
Elveda GülsarıCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 202121,2bin okunma
Vurun Kahpeye!!!
9/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2024 71. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2024 17:33
Cepheden cepheye koşmuş ve şehit olmuş bir Türk subayı ile veremli bir İstanbul kadınının çocuğu olan muallim Aliye'nin Kurtuluş savaşı dönemindeki hikayesi anlatılıyor. Hikaye Muallim olan Aliyenin ismi verilmeyen ve Yunan işgalindeki bir şehre öğretmen atanması ile başlıyor. Aliye'nin karşısında yine her zaman softa, dini kendi emellere uğruna alet eden halkı galeyana getiren ve her zaman kendi menfaatini düşünen Hacı Fettah efendi ve yine Zengin eşraftan olan uzun Hüseyin efendi gibi kuva-yi milliye karşıtı her zaman kendi gemisini yüzdürmenin peşinde olan şehrin ileri gelenleri vardır. Bu şehirde Yunan işgaline direnen ve kuvayi milliye cephesinin o ildeki temsilcisi tosun bey vardır.tosun Bey'in kuvayi milliye'nin ihtiyaçları için ahalin ileri gelenlerinden talep ettiği maddi istek ahalinin ileri gelenlerinde bir tepki oluşturur ve tosun bey yani aliye'nin sevdiği ve karşılıklı aşkı olan tosun Bey'in ilçenin işgaline engel olmak için kasabadan ayrılmasıyla ve direniş kuvvetlerini çekmesiyle Hacı fettahın ve uzun Hüseyin efendinin ilçeyi Yunan kuvvetlerine ihbar etmesi ve istihbarat vermesiyle hikayemiz ilerliyor. tosun Bey'in beldeden çekilmesi ile Yunan işgali ve mezalimi başlıyor.Romanda Türk kadınının bilgiye eğitime susamışlığı,eğitimle Bir toplumun dönüştürülebileceği eğitimli olan bir toplumun işgale zorbalığa bir bütün olup vatan millet İstiklal kavramlarıyla direneceği anlatılmış.romanda Kuvayı milliyecilerin komutanı olan tosun Bey'in mücadelesi ve Aliye ile olan aşkları anlatılıyor.Bu romanda cesaretin azmin fedakarlığın cinsiyet kavramı ile bir ilgisinin olmadığı,din milliyetçilik ve bazı kavramların nasıl içinin boşaltılıp,nasıl kendi menfaatine kullanıldığını ve kullanılabileceğini görüyoruz.Aşkların da bağımsızlığında kolay olmayacağını bunlar için
Edebiyat
Vurun KahpeyeHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 201913,7bin okunma
Vahşi Batı,Nasıl Yeni Dünya Amerikan Rüyasına Evrildi
9/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2024 46. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mart 2024 16:54
Küçük ağacın eğitimi kitabı son kalan kızıldereli kabilesi olan çerokilerin hikayesini 6 yaşındaki bir çocuğun gözünden dünyayı okumamızı deneyimlememizi sağlıyor. Sömürgeci ve yayılmacı beyaz adamın son Kızıldereli kabilesi olan çerokileri yok etmesini sürgününü topraklarını istila edip yağmalamasını ve kendinden başka hiçbir hak hukuk adalet kavramını tanımayışını acı bir şekilde öğreniyoruz. Beyaz adam sözde modern dünyada teknolojinin de gelişmesi ile birlikte kendi doğrularını yaratma adına kendine yabancılaşıp kendi türünün ve geleceğini sağlama almak için her türlü hakkı hukuku ve değeri yok etmede bir beis görmedi. Ve bunu kapitalizm maskesi altında tüm dünyaya sistematik bir şekilde uyguladı. 1900'lü yılların öncesinde bu sistematik soykırım ve dünyaya hakim olma ve bir nevi yeryüzü tanrılı hikayesi yeni dünya abd'sinde kızılderelilere soykırımla başladı yeri geldi Afganistan yeri geldi Bosna yeri geldi Irak Suriye ve diğer topraklarda devam etti. Oysa kızıldereliler yani çerokiler evrenin bir bütün olduğunu evrende bir düzen olduğunu herkesin ve her şeyin doğada bir yeri olduğunu ve yaşamasının kutsal olduğunu ve doğa bozulduğu zaman bunu beyaz adama siyah adama hiç fark etmeksizin bunun bedelini ödettiğini ve insan türünün hırs kin nefret zulüm ve aç gözlülüğünün sonunda kendi türünün sonunu hazırladığını biliyordu. Ama bunu bilmek için büyük bir ruh birikimi ve manevi birikim olması gerektiğini anlatıyordu.Muhtesem bir kıtap...
Edebiyat
Küçük Ağaç'ın EğitimiForrest Carter · Say Yayınları · 202110,7bin okunma