Kelimelerin omzunda dinlenmek isterken satır arasındaki karanlık çukura düşmüş bir ruhun mabedine geldiniz. Hoş mu geldiniz, e ona da siz karar verin..
Dostoyevski evrenine girmiş olmanın heyecanı ile ben de ilk incelememi yazıyorum. Kusurum olursa affola. Spoiler olduğunu da belirteyim.
Nekrasov'un deyişiyle yeni Gogol bu kitapla doğmuş.
Saçları ağarmış katip Devuşkin ile genç Varvara'nın mektuplaşmalarını konu edinen kitapta işlenen yoğun yoksulluk, kendini aşağı görme, mal mülk sahibi bireylerce sürekli aşağılanma insanı derinden yaralar cinsten. Dönemin Çarlık Rusya'sının etkileri hemen göze çarpıyor. Baskı ve edebiyattaki sansürün yoğunluğu, düşük maaşlı alt tabaka "küçük memur"ların tekdüze hayatı, sürekli üstlerine boyun eğme, maaş yetersizliği ve sosyal statü kaygısı, kadınların mürebbiyelik ve iyi bir eş adayı bulmak dışında ekonomik bağımsızlığının sınırlılığı... Tam da 1840lar değil mi ama...
Önemsiz görülen, sistemin içinde ezilen ama iç dünyası inanılmaz zengin bir insanla bizi yalnız bırakan Dostoyevski ilk eseri olmasına rağmen insanın iç ezikliğini, gururunu ve kırılganlığını nasıl bu kadar iyi yazmış! Ama o topraklarda Gogol'lar mantar gibi türemez mi zaten sayın Belinski? Makar'ı okurken insan hem üzülüyor hem de utanıyor açıkçası. Çünkü aslında onun tek derdi sevilmek ama bunu bile kendine yakıştıramıyor... Öyle ki sevilmek için eline geçen iki kuruşu bile değerlisi Varvara'ya gönderen bu adama çoğu zaman bu yaptığından ötürü sinirlensem de onun gibi hissedemediğimden belki de haklı olabileceği gerçeğini düşünüp ona kızmaktan vazgeçtim. Böylesine sevilmek ihtiyacı nasıl olur bilmeden yorum yapamam... Şefkate aç Varvara Alekseyevna'ya gelince bulduğu ilk dala tutundu elbette. Bu iki yoksul insanı orta noktada buluşturan ise dinlenme arzusu ve açlığı olmuş. Çoğu kişinin aksine aralarındaki bağın aşktan bağımsız olduğu kanaatindeyim. Bana kalırsa birbirleri için duygusal sığınaklardı, hayata
Bir tek siz, meleğim, korudunuz beni, bir tek siz teselli ettiniz, hayırlı öğütlerle ve emirlerle cesaretlendirdiniz beni. Canım, bunu asla unutamam. Sizin mektuplarınızın hepsini öptüm bugün, güvercinim!