Belki de bunlar başıma gelenlerin en iyisiydi. Öyle ise Tanrı yardımcım olsun! Daha önce de yaşamıştım bunları, defalarca; ancak her seferinde yeni, farklı, daha acı, daha dayanılmaz oluyordu bu deneyimim. Çevremdeki insanlar harika göründüğüm, gittikçe gençleştiğim ve bunun gibi bir dolu zırva laf ediyordu. Ruhumdaki kıymıktan haberleri yoktu. İçi saten kumaş kaplı bir boşlukta yaşadığımı bilmiyorlardı. Nasıl kuş beyinli bir serseme döndüğümü anlamıyor gibiydiler. Ama ben biliyordum. Dizüstü çöküp konuşacak bir karınca ya da hamamböceği arar hale gelmiştim. Kendi kendime konuşmak bıkkınlık vermişti. Ara sıra telefonun başına çöküp ahize elimde, onunla konuşur gibi yapıyordum – denizaşırı bir yerden arıyor gibi, aşağısı kurtarmaz.