Biz insanlar her zaman katı haldeki toprağın üzerinde yaşarız, ancak varlığımızı akışkanlara borçluyuz. İçecek suyumuz olmasa günler içinde ölürüz, daha da önemlisi soluyacak hava olmasa dakikalar içinde can veririz.
Gök cisimlerinden medet ummak, her gün yürüdüğünüz sokaktaki kaldırım taşından medet ummakla teknik açıdan aynı şeydir. Eğer bir şeyden medet ummak istiyorsanız alınterinden medet umun ve bu gezegene yararlı bir birey olmak için çok çalışın.
Dünya evrenin büyüklüğüne kıyasla dev bir karanlık odada ışık saçan bir ateşböceği gibidir. Kıymetini bilin ki evrenin karanlığına inat parlayan, bildiğimiz tek yaşam ışığı sönmesin...
“My brain! My brain! God, Dan—it’s tugging—from beyond—knocking—clawing—that she-devil—even now—Ephraim—Kamog! Kamog!—The pit of the shoggoths—Iä! Shub-Niggurath! The Goat with a Thousand Young! . . .
“The flame—the flame . . . beyond body, beyond life . . . in the earth . . . oh, God! . . .”