Oysa matematik, antinomide kaçınılmaz olduğu gibi, yalnızca deneysel ilkeler kabul eden akılla çatışmaya girdiğine göre —çünkü matematik, uzamın sonsuz bölünebilirliğini karşı çıkılmaz bir biçimde kanıtlar; oysa deneycilik bunu kabul edemez—, demek ki, kanıtlamanın sağladığı en büyük apaçıklık, deney ilkelerinden yapıldığı ileri sürülen çıkarımlarla açıkça çelişir. Bu defa da: beni aldatan hangisi, gözlerim mi, parmaklarım mı? diye, CHESELDEN'in körü gibi
sormak gerekir.
Quid statis? Nolint. Atqui licet esse beatis.
( Ne duruyorsunuz? İsteksiz olsalar gerek. Yine de mutlu olmak ellerindedir.)
Buna yanaştıkları yok aslında, belki becerebilecekleri yok da ondan; öyleyse, biz yine alalım eleştirinin silâhlarını elimize ve olanaklılıkları teori yoluyla yeterince sağlama bağlanamayan Tanrı, özgürlük ve ölümsüzlük kavramlarını, aklın ahlaksal kullanılışında arayalım ve temellerini aklın bu kullanılışı üzerinde kuralım.
Adam bu defa daha alçak sesle sordu: "Fakat acı çekiyor musunuz?"- "Bana bu şekilde sorduğunuzda, daha sonra, çok daha sonra acı çekebileceğimi hissediyorum."
Tüm konuştuklarım arasında sadece onunla konuştum, ve eğer diğerleriyle konuştuysam sadece onun yüzünden ya da onunla ilişkili olarak ya da onu unutuşum dahilinde konuştum.